(1086 S. K. m. 429)
Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kumluca Kadastro Mahkemesince davanın kısmen kabul; kısmen reddine dair verilen 13.12.1991 gün ve 1991/126-110 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Yedinci Hukuk Dairesinin 12.5.1992 gün ve 2240-14489 sayılı ilamıyla; (... Davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kaydının kuzey sınırını oluşturan Deveci Kumu sınırının genişletilmeye elverişli sınır olduğu Yüksek Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesinin bozma kararında açıklanmış, mahkemece Daire bozma kararına uyulmuştur. Bozma kararına uyulmakla lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak meydana gelir. Öyle ise bozma kararı gereğince işlem yapılması gerekir. Diğer taraftan, dava konusu taşınmazlardan 11 sayılı parsel hakkında Hazinenin açtığı davaya Kumluca Belediye Başkanlığı 22.6.1987 tarihli dilekçe ile katılmış ve 11 sayılı parselin bir kesiminin kamulaştırıldığını ve kamulaştırılan kesimin Belediye adına tescili gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece, katılanın isteği hakkında inceleme yapılmamıştır. Kural olarak bir taşınmaz hakkındaki uyuşmazlıkların tümünün birlikte çözümlenmesi gerekir. Bu durumda katılanın talebi de incelenip, sonucuna göre karar verilmelidir. O halde, davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kaydının yapılan uygulamaya göre kapsamlarının iç içe girdiği ve vergi kaydı yüzölçümünün 24 hektar (240.000) m2 olduğu, vergi kaydı kapsamında 18 sayılı parsel numarası ile sınırlandırılan Finike - Kumluca yolu da bulunduğu dikkate alınarak doğu, batı ve güney sınırlardan başlanmak suretiyle vergi kaydına yüzölçümüne göre kapsam belirlenmeli, vergi kaydı yüzölçümü kapsamı dışında kalan kesimde davalı tarafın zilyetliğinin iktisaba yeterli süreye ulaştığı belirlendiğinden davalı taraf hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünce belgesiz zilyetlik yoluyla ne miktar taşınmaz edindiği araştırılmalı, bildirilen parsellerin tutanak örneği ve dayanağı belgeler getirtilmeli, aynı taşınmazdan bölündüğü ileri sürülen ve davalı olduğu dosyadaki tutanak örnekleriyle belirlenen 1, 2, 10, 14 ve 16 sayılı parseller hakkındaki dava dosyaları araştırılarak dava derdest ise bu dosya ile birleştirilip vergi kaydı yüzölçümü fazlası belirlenmesi yönünden dikkate alınmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı Hazine vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK. nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kadastro tespitine itirazdır.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, olayda usulü kazanılmış hakkın bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu 11, 13, 19 parsel sayılı taşınmazlar hakkında, davalı Hazinenin davasının reddi ile bu yerlerin davalı adına tesciline dair kurulan yerel mahkeme kararı, Özel Onaltıncı Hukuk Dairesince çekişmeli yerlerle ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava bulunduğu vurgulanarak bunun getirilip görev durumunun düşünülmesi gereğine işaretle bozulmuştur. Onaltıncı Hukuk Dairesi göreve yönelik bu bozması dışında ayrıca kabule göre de, demek sureti ile davalı dayanağını oluşturan kaydın, Deveci Kumu hududu itibari ile nokta sınırı olduğunu vurgulayarak buna göre kayda kapsam tayini ve sonuca ulaşılması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulmasına karar verilmiş ancak kuzey yöndeki Deveci Kumu sınırı yine nokta sınır kabul edilmeyerek kayda muhteva tayini sureti ile çözüme gidilmiştir. Yerel mahkemenin verdiği ikinci karar bu kez temyiz incelemesi yapan Yedinci Hukuk Dairesince, mahkemenin bozmaya uyması sonucu usulü kazanılmış hakkın doğduğuna değinilerek bozma dışına çıkılıp kuzeydeki Deveci Kumu sınırının nokta sınır kabul edilmemesinin doğru olmadığına işaretle bozulmuştur.
Gerçekten 9.5.1960 gün ve 21-9 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usulü kazanılmış hak olarak tanımlayacağımız bu durum mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. Uzun yıllardan beri Yargıtay uygulamaları ve öğretide benimsenen usulü kazanılmış hak müessesesi, usul hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temellerden biridir. Ancak, bunun uygulanabilmesi için ilgili Yargıtay Dairesinin işin esası ile ilgili olarak aldığı bir kararın bulunması icap eder. Yerel mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının esasla ilgili kısmı dışında Dairece, mahkemenin kabulüne göndermede bulunarak kabule göre de başlığı altında yapılan bozma işin esası ile ilgili olmayıp tamamen bir eleştiri ve tavsiye niteliğindedir. O itibarla da bu nitelikteki bozmaya uyulmuş olması halinde, yukarıda açıklanan Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı ve o doğrultudaki müteaddit Hukuk Genel Kurulu Kararlarında da vurgulandığı üzere ilgisi yönünden usulü kazanılmış hakkın doğduğunun kabulü mümkün değildir.
Hal böyle olunca, yerel mahkemenin olayda usulü kazanılmış hakkın bulunmadığına değinen direnmesi açıklanan gerekçeler itibariyle yerindedir. Yine mahkemece, Yedinci Hukuk Dairesinin verdiği ikinci bozma kararında gösterilen diğer bir kısım bozma sebeplerine de uyularak o çerçevede inceleme yapılmış, deliller toplanmış, yeni bir hüküm kurulmuştur. Bu durumda mahkemenin olayda usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmediğine değinen direnmesi yerinde olduğundan gerek bu konu ile ilgili işin esasına yönelik, gerekse hükmüne uyulan bozma çerçevesinde toplanan delillerle kurulan yeni hükümle ilgili temyiz itirazlarının tetkiki için dosya, Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklandığı üzere yerel mahkemenin, usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmediğine değinen direnmesi sonucu itibariyle yerinde ise de, gerek bu konu ile ilgili işin esasına, gerekse bozmaya uyularak kurulan yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinin yapılması için dosyanın Yedinci Hukuk Dairesine gönderilmesine, 15.03.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy