(3402 S. K. m. 18)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karacabey Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 24.10.1991 gün ve 58498 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 14.7.1993 gün ve 7464- 8152 sayılı ilâmı;
(...Davacı, tapulamada 3749 parsel numarası ile mera olarak sınırlandırılan taşınmazdan 260 metrekarelik bölümünün satın alma ve zilyetliğe dayanarak adına tescilini istemiştir. Davacı adına 3755 parsel numarası ile tespit edilen taşınmaz ile dava dışı 3754 parsel numaralı taşınmaz tapulamada davacının satıcıları adına olan 16.8.1934 tarih 1011 sayılı tapu kaydına göre tespit edilmişlerdir. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tanık ifadelerinde ve davacı taşınmazına revizyon gören kaydın tesisinde bölgenin rum metrukesi olduğu açıklanmış olup 3402 sayılı kadastro Kanunu'nun 18/2.maddesine göre bu gibi Kanunlar uyarınca devlete kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılması mümkün değilse de, bu gibi yerler tapu ile dağıtıldıktan sonra metruke olmaktan çıkar ve kazanılması mümkün hale dönüşür. Bu itibarla tapu kapsamı içinde kalan yerlerin kazanılması mümkündür. 16.8.1934 tarih 1011 numaralı revizyon tapusu 1838 metrekareden ibarettir Bu tapuya göre tapulamada davacı adına 3755 parsel 660 metrekare, dava dışı 3754 parsel de 638 metrekare olarak tespit edilmiştir. Her iki parselin toplam miktarı 1298 metrekare olup revizyon tapusundan 540 metrekare noksandır. Keşifte yöntemine uygun olarak yapılan uygulamada dava konusu edilen taşınmazın revizyon tapusu kapsamında olduğu tespit edilmiş ve bu husus fen memurunun 15.7.1991 tarihli krokili raporunda duraksamaya yer olmayacak şekilde açıklanmıştır. Açıklanan bu durum karşısında davacı davasını kanıtlamış bulunduğuna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle taşınmazın Kanunlar gereği devlete kalan yerlerden olduğundan bahisle reddine karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu 3755 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı komşu 3754 parsel sayılı taşınmazın tespitine dayanak yapılan tapu kaydı 16.8.1934 tarihli 1011 sayılı olup, rumlardan kaldığı belirtilmek suretiyle ve 1838 metrekare olarak oluşturulmuştur.
Dava dışı 3754 parsel 638 m2 dava konusu 3755 parsel ise 660 m2 olarak ölçülmüştür. Dayanak tapu kaydına göre 540 m2 lik azalma olmuştur. 3754 parsel maliki eksiğinin doğudaki 3749 sayılı mera parselinden tamamlanması isteği ile dava açmış, ancak, çeşitli aşamalardan geçtikten sonra davanın reddine karar verilmiş ve hüküm Yargıtay 8.Hukuk Dairesince onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Bu kez 3755 parsel maliki eksiği olan 260 m2 lik kısmın 3744 sayılı mera parselinden verilmesi isteği ile bu davayı açmıştır. Mahkemece dava reddedilmiş Yargıtay 8.Hukuk Dairesince davanın kabul edilmesi gereğine değinilerek kesin bozma yapılmıştır. Mahkeme önceki hükümde direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluk görüşüne göre daire bozması aynen benimsenerek direnme kararı bozulmuştur. Oysa dosya içeriğine göre bu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira mahkemece yapılan inceleme yetersizdir.
Davacının dayandığı tapu kaydı iskanen verilmiştir. Bu taşınmaz ile komşu diğer taşınmazların rumlardan devlete kaldığı anlaşılmıştır. Tümü iskanen dağıtılmıştır. İskan haritasının düzenlenmiş olması gerekir. Bu nedenle mahkemece dava konusu olan taşınmazın kuzeyinde, güneyinde ve batısında bulunan birçok taşınmazı kapsayacak şekilde iskan haritası getirtilmeli, yerine uygulanmalı, komşu parsellere revizyon gören tapu kayıtlarındaki miktarlar ile kadastroca tespit olunan miktarlar incelenmeli, komşu parsellerde miktar fazlası olup olmadığı saptanmalı, böylece davacının eksiği olan 260 m2 lik bölümün bu parsellerden hangisinde olabileceği araştırılmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Hükmün değişik bu gerekçe ile bozulması gerektiği kanaatindeyim. Bu inceleme yapılmaksızın davacının 260 m2 eksiğinin 3749 sayılı mera parselinde olduğunun kabulü ile yazıtı olduğu şekilde kesin bozma doğrultusundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy