(743 S. K. m. 639) (766 S. K. m. 33, 37, 42, 43, Geç. m. 3) (3402 S. K. m. 46) (4753 S. K. m. 1) (HGK. 29.02.1984 T. 1981/8-1143 E. 1984/176 K.) (HG. 29.04.1992 T. 1992/8-184 E. 1992/274 K.)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 1.11.1990 gün ve 58-825 sayılı kararın incelenmesi davlılardan Hazine tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 10.12.1991 gün ve 166-16971 sayılı ilamı;
(...Davacı 4753 sayılı Kanun'a göre Hazine adına belirtilip 1966 yılında tescil edilen taşınmazın kendisine ait olduğunu ileri sürerek mevcut tapunun iptali ile taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Taşınmaz 4753 sayılı Kanun uyarınca önce Hazine adına belirtilmiş ve daha sonra tescil edilmiştir. Hazine adına tescil edilen bu tür taşınmazlar hakkında 1073 sayılı Kanun'un yollamasıyla Mülga Tapulama Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre Tapulama Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılması mümkündür. Kanunda öngörülen bu süre geçmiş ise de, 3402 sayılı Kanun'un 46. maddesine göre, bu tür davalar için Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıllık ek süre tanınmış olmaktadır. Dava bu süre içerisinde de açılmamıştır. Bu durumda davanın dinlenmesi mümkün bulunmamaktadır. Hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 4753 sayılı Yasa uyarınca davalı Hazine adına oluşturulan tapunun zilyetlik hukuksal sebebine dayalı iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmaz, toprak tevzi komisyonunda 1964 yılında davalı Hazine adına belirtilmiş ve 1966 yılında tapuya tescil edilmiştir. Temyize konu dava ise 1990 yılında açılmıştır. Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, bu istekli davaların açılmasının hak düşürücü süreye tâbi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, iptali istenen dava tapusu, 4753 sayılı Kanun'un hükümlerine göre oluşturulmuştur. 5602 sayılı Kanun'da yer alan hükümler ve tescil ile ilgili bulunmamaktadır. Hal böyle olunca 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun geçici 3.maddesinin son fıkrasına göre hak düşürücü süreye tabi tutulması mümkün değildir. Çünkü 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'na ek madde ilavesi ile ilgili bulunan 1073 sayılı Kanunda, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nun 13.maddesinin uygulanmasında 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun mülkiyet hakkının tespitindeki esaslara ilişkin 33, 37, 42 ve 43 maddelerinin kayıt malikleri ve zilyetlik hakkındaki hükümlerine uyulur, toprak komisyonlarında Devlet arazisi olarak belirtilen ve Hazine adına tespit edilmiş bulunan yerler şartları mevcut ise 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun geçici 3.maddesi uyarınca (zilyetleri adına tescil edilmek üzere dağıtım dışı bırakılır) şeklinde yer alan hükümlere uygulanması hak düşürücü süre ile sınırlandırılmamış ve Tapulama Kanunu'nun geçici 3.maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü süreye bir göndermede bulunmamıştır. Nitekim, HGK.'nun 29.2.1984 gün 1981/8-1143 Esas, 1984/176 Karar, 29.4.1992 gün, 1992/8-184 Esas, 1992/274 Karar sayılı kararlarında da aynı görüş benimsenmiştir.
Bu durumda yerel mahkemenin uyuşmazlığın niteliğine göre davanın açılmasının hak düşürücü süreye bağlı olmadığına ilişkin direnmesi yerindedir. Ne var ki Özel Dairece işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmemiş olduğundan dosya bu konuda gerekli tetkikat için Özel Dairesi'ne gönderilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin, davanın açılmasının hak düşürücü süreye bağlı olmadığına ilişkin direnmesi uygun olup işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 8. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy