(3402 S. K. m. 14) (743 S. K. m. 639)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Yozgat Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.11.1991 gün ve 681-894 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 12.10.1992 gün ve 11240-13416 sayılı ilâmı;
(...3402 sayılı Kanun'un 14.maddesi hükmüne göre zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hallerde zilyedin kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Taşınmaz davacıya satış yoluyla intikal ettiğine ve satış tarihi ile dava tarihi arasında iktisabı sağlayan sürenin geçmediği belirlendiğine göre, 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren açılan dava sonunda veya kadastro yoluyla satıcı ve davacı zilyet adına bu yolla tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin tapu dairesinden sorulup belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bunlardan zuhul ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, dava konusu 1257 parsel sayılı taşınmazın tapulamaca vergi kaydı miktar fazlası olarak Hazine adına tescil edildiğini oysa bu yerde eklemeli zilyetlik yolu ile edinme koşullarının lehine gerçekleştiğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmaza ait davalı tapusunun iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Tapulamasına başlanan bölgelerde kazandırıcı zamanaşımı yolu ile belgesizden mülk edinilebilecek toplam taşınmaz miktarları belirlenmiştir.
Davacı, temyize konu davada harici satın alma yanında bayiininki ile birlikte eklemeli zilyetliğe dayandığı için, belgesizden zilyetlik ile kazanılan yer olup olmadığı araştırmasının, gerek davacı gerekse bayii için ayrı ayrı yapılması zorunludur. Ancak bunlardan hariç olarak, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 14. maddesinde; Tapuda kayıtlı olmayan, aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüz ölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan taşınmaz malın diğer koşulların da oluşması halinde zilyedi adına tespit ve tesciline imkan sağlanmıştır.
Somut olayda; mahkemece her ne kadar davacı ve bayiinin belgesizden zilyetlik ile kazandıkları yerler belirlenmiş ise de, 3402 sayılı Yasa'nın 14 ncü maddesinde öngörülen sulu kuru toprak araştırması yapılıp değerlendirilmemiştir.
Eksik inceleme ile sağlıklı çözüme ulaşılamayacağı açıktır. Bu yön gözetilmeksizin önceki hükümde direnilmesi doğru değildir. O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy