(743 S. K. m. 3, 633, 931) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali tescil-ilamın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.4.1993 gün ve 1992/435 E-1993/209 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinn 17.5.1994 gün ve 1993/12163 E-1994/6783 K. sayılı ilamı;
(Davacılar, murisleri tarafından Hazineve Belediye Başkanlığı aleyhine açılan tapu iptali davası sonucu verilip kesinleşen 1960/340 Esas sayılı 15.1.1968 tarihli ilam uyarınca mülkiyet hakkı kazanmalarına karşın ayni taşınmazla ilgili olarak davalı şirketin, Belediye aleyhine sonradan açtığı 1986/1257 Esasta kayıtlı hükmen tescil davası ile lehine karar aldığını, böylece iki ayrı mahkeme ilamının ortaya çıktığını, ileri sürerek tapunun iptali ile tescil ayrıca davalı şirket yararına olan 1986/1257 Esas sayılı ilamın iptalini istemişlerdir.
Hemen belirtmek gerekir ki HUMK.'nunda mahkeme kararının iptali yolunda bir hukuki kurum (dava türü) bulunmadığından, bu talebin incelenmeye değer yönü yoktur. Bu nedenle uyuşmazlığın tapu iptali ve tescil isteğine hasren ele alınması zorunludur. Yerel mahkeme, davalı şirketin M.K.'nun 931. maddesini koruyuculuğu altında bulunduğundan bahisle davanın reddine karar vermiştir. Oysa, davalı şirketin Belediye encümen kararı uyarınca 2490 sayılıYasa'yagöre yapılan ihale suretiyle satışa dayanarak açtığı 1986/1257 Esas sayılı davanın yargılaması aşamasında, taşınmazın tapu kaydı üzerinde 25.10.1961 ve 3.5.1968 tarihli ihtiyati tedbir şerhlerinin varlığı tapu sicil müdürlüğünün 30.3.1987 günlü (31.3.1987 havale tarihli) yazısı ilebildirilmiş durumdadır. Anılan şerhler ise davacıların murislerinin önceden açtıkları 1960/340 Esas sayılı dava nedeni ile konmuştur. Yetkili organı, temsilcisiya davekil aracılığı ile ihtiyati tedbir şerhinin dayanağını öğrenebilecek durumda olan davalı şirketin iyi niyetli sayılması olanaksızdır. Bilindiği üzere kendinden beklenen dikkat ve özeni göstermeyen, bilmesi gereken konumdadır. Öte yandan 1986/1257 Esas sayılı ilamın, tarafı olmayan davacılarya damurislerini bağlayacağından da sözedilemez. O halde, 6 parselden müfrez 14, 15, 16, 17, 18, 29, 20, 21 sayılı dava konusu parseller yönünden iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, davacıların dayandıkları 15.1.1968 tarihli ilam kapsamının duraksanmayacak biçimde belirlenmesi, mahkeme ilamı ile taşınmaz iktisap edenin tescilinden evvel dahi ona malik olacağına dair M.K.'nun 633. maddesi hükmünün gözönünde tutulması, ondan sonra varılacak sonuca göre tapu iptal ve tescil isteği hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kuruluncada benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesiUsul ve Yasa'yaaykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy