(818 S. K. m. 18, 21) (1086 S. K. m. 290)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, meni müdahale ve ecrimisil davası ve karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy Asliye 7. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabul, karşı davanın reddine dair verilen 9.6.1993 gün ve 1989/978 E-1993/252 K.sayılı kararın incelenmesi davalı karşı davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.6.1994 gün ve 1994/13086-8959 sayılı ilamı:
(... İddianın ileri sürülüş biçimine göre, yanlar arasındaki temlikin inançlı işlem olduğu anlaşılmaktadır. İnançlı işlemlerin 5.2.1947 tarih 20/8 sayılı İnançları Birleştirme kararına ve H.U.M.K. nun 290. maddesinin açık hükmüne göre yazılı delil ile kanıtlanması zorunludur. Davacı yazılı delili olduğunu bildirmemiştir. Öte yandan B.Y. nın 21. maddesinde düzenlenen gabinin varlığından söz edilebilmek için anılan maddede belirtilen objektif ve subjektif unsurların birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Davacının akit tarihinde gerçek değeri 120 milyon lira olduğu saptanan dava konusu taşınmazını 23 milyon liraya davalıya sattığı tüm dosya içeriği ile sabittir. Ancak satış tarihinde taşınmazın haciz ve ipotekle yükümlü olduğu, haciz ve ipotek şerhlerinin satış tarihinde kaldırıldığı, haciz ve ipotek bedellerinin davalı tarafından ödendiği, icra dosyaları ile sabittir. Her ne kadar davacı bu bedelleri kendisinin ödediğini iddia etmişse de bu konuda bir delil bilmediği gibi, işlem tarihinde müzayaka halinde olup 20-25 milyon lira gibi bir parayı bulamadığını iddia eden kişinin daha fazla tutardaki haciz ve ipotek bedellerini ödemesi hayatın olağan akışına ters düşer. Bu durumda gabin iddiasının kanıtlandığından söz etme olanağı da yoktur.
Hal böyle olunca, tapu iptali ve tescil davasının reddine, davalı tarafından açılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşünülerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davada dayanılan maddi vakıaların bildirilmesi taraflara, hukuki niteleme hakime aittir.
Dava dilekçesinin içeriğinden ve tarafların dava ile ilgili, ileri sürüşlerinden, dava konusu taşınmazın, davalıya temlikinin, kendisinden alınan borca karşılık ve bunun faiz ile birlikte tamamen ödenmesi halinde davacıya geri verilmesi koşulu ile yapıldığı ve bunun bir inançlı işlem olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, inançlı işlem savının kanıtlanması için, yazılı bir delil ibraz edilmiş değildir.
Kabul şekli bakımından da, davacı her ne kadar davasını gabin hukuksal sebebine dayandırmış ve mahkemece gabinin bulunduğu sonucuna varılarak, dava kabul edilmiş ise de; çekişmeli taşınmaz üzerindeki, davalı tarafından kaldırıldığı anlaşılan teyitler değeri ve ana borç miktarı toplandığında, olayda taşınmazın akit tarihindeki gerçek değeri ile satış değeri arasında açık nisbetsizlik bulunmadığından gabinin objektif unsurunun gerçekleşmiş olduğu da aşikar bulunduğuna göre, Hukuk Genel Kurulu'nca benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı karşı davacı vekilin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy