(6762 S. K. m. 1286, 1320)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 28.12.1993 gün ve 1991/1182 Esas, 1993/1695 Karar sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 6.10.1994 gün ve 1994/2136-7169 sayılı ilamı;
(...Davacı vekili, tacir olan müvekkilinin işyerinde bulunan kasa ve muhteviyatındaki para, döviz ve kıymetli evrakın davalı şirkete, hırsızlık rizikolarına karşı, (250.000.000) TL.'na kadar, 20.8.1991 tarihli poliçe ile sigorta edildiğini, 29.8.1991 günü gecesi işyerine girilerek, sigortalı kasa içinde bulunan (125.000) USD. (75) adet Cumhuriyet altını ile kasada mevcut (478.420.562) TL.'nın çalındığını, bunun üzerine davacıya yapılan başvurmadan sonra yasal süre geçmesine ve ihtarname keşide edilmesine rağmen, sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, sigorta kapsamında bulunan (250.000.000) TL. nın fazlaya ait talep hakkı saklı kalmak kaydıyla banka iskonto faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait kasanın, kasa hırsızlık klozu tazminatına girecek biçimde muhkem olmayıp, hırsızlığın vidalı olan kapak cıvatalarının sökülerek açıldığını ve üzerinde zorlama izi bulunmadığını, davacının, bu nitelikteki kasaya iddia ettiği kıymetleri koymakla ağır kusurlu olduğunu; davacının aynı konuda bir Başka Sigorta şirketinde de (500.000.000) TL. lık sigortası bulunduğunu, bu şirkete karşı açılan davanın birleştirilmesi gerektiğini; poliçe şartları uyarınca varlığı kayıtlarla ispat edilemeyen kıymetler için tazminat talep edilemeyeceğini, bu durumda kasa defterinde kaydı bulunmayan (125.000) USD'ni talep edilemeyeceğini, (478.420.562) TL. nakit bulundurduğunu öne süren davacının, kolluk beyanlarında ise bu tür naktin (20.000.000) TL.dan ibaret olduğunu söyleyerek çelişkiye düştüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, poliçe, hırsızlık olayına dair belge ve tutanaklar, aynı konuda diğer sigortaya karşı açılan dava dosyası kapsamı, tespit dosyaları, vergi kayıtları, davacıya ait defterler ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, savunmanın aksine sigortalı kasanın sigorta kapsamına uygun olduğu, kasa kapağının zorlama ve kırılma ile açıldığı kabul edilmekle beraber, davacının veri kayıtları ve içinde bulunduğu borç yüküne nazaran iddia ettiği varlıkları bulundurmasının hayatın olağan akışına aykırı ve tazminat talebinin de gerçeğe uygun ve samimi görülmediği; davacının tazminat talebiyle ilgili işlemlere, sigorta sözleşmesinin yapıldığı 20.8.1991 tarihinden girişmesi ve TTK. nun 1286. maddesi yasağına rağmen, aynı kasayı aynı riziko koşullarıyla iki kat miktarda İsviçre Sigorta Şirketine ikinci kez sigorta ettirmesi de kısa zamanda büyük kazanç sağlamak amacı ile hareket ettiğini kanıtladığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece; kasanın teminat içinde bulunan bir nitelik taşıdığı ve hırsızlık sonucu kasanın açıldığı kabul edilmekle birlikte olay sırasında kasada bulunan değerler yönünden davacının; samimi olmadığı kanaatine varılmıştır. Kasadaki değerler yönünden, olaydan 20 gün kadar sonra davacı tarafından defter ve kayıtlar üzerinde delil tespiti yaptırılmış, ancak, bu tespit davalı tarafça kabul edilmemiştir. Sigorta poliçesindeki hükümler, sigorta poliçesi kapsamındaki hırsızlık sonucu mevcut değerlerin ispatı yönünden, izlenecek yol göz önünde tutularak mahkemece; davacının ticari defter ve kayıtları, özellikle kasa defteri, kasaya giren ve çıkan miktarlar ve kaynak ve dayanakları da gözönünde bulundurularak incelemek, mevcut defter ve kayıtların, tesis edildiği ve defterlerin tasdik edildiği tarihler de nazara alınarak kayıtların sağlık durumu tespit edilip sonucuna göre karar vermek gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K. nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmadan önce verilen ilk kararda, kasanın hırsızlık klozu kapsamına girecek nitelikte bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmaksızın, davacının ileri sürüşünün gerçeğe uygun ve samimi olmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmesine karşın, direnme kararında, kasanın sigorta teminatı kapsamına giren nitelikte olmadığı görüşü gerekçe yapılmıştır.
Ne var ki, iddia ve savunma doğrultusunda, uzman bilirkişiler aracılığı ile yapılan keşiflerde, alınan raporlardan kasanın, mevcut durumu itibariyle, hırsızlık klozu kapsamına giren nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla kasa ile ilgili bu kabul çerçevesinde Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
O halde, usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy