(818 S. K. m. 113)
Dava: Taraflar arasındaki "istirdat ve faiz alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 02.02.1994 gün ve 1993/171-1994/9 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.10.1994 gün ve 4592-7590 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı vekili, müvekkiline ait aracın 12.09.1986 tarihinde geçirdiği kaza sonucu uğradığı hasar nedeniyle, aracın kasko sigortacısı davalı şirket aleyhine ( 1.500.000 ) TL alacak istemiyle dava açıldığını, davalının da aynı olayda zarar gören üçüncü kişilere ödemiş bulunduğu ( 1.000.000 ) TL.'nın da 24.06.1987'den itibaren faizi ile birlikte tahsili için müvekkili aleyhine mukabil rücuan alacak davası ikame ettiğini, müvekkilinin davasının reddine, davalının mukabil davasının kabulüne dair verilen kararın Dairemizce bozulmasını müteakip müvekkilinin davasının kabulüne ve davalının davasının reddine dair verilen 20.12.1992 tarihli kararın kesinleştiğini, ancak daha sonra bozulan ilk ilama dayanılarak davalının başlattığı icra takibi sonucu hüküm altına alınan tazminat ve fer'ileri cümlesinden ( 2.175.000 ) TL'nın müvekkilince ödenmiş olduğunu, ödenen bu meblağın davalı açısından haksız iktisap teşkil ettiğini, ayrıca müvekkili adına talep edilip daha sonra kesinleşen ilamla hüküm altına alınan ( 1.500.000 ) TL hasar bedeli için faiz talep edilmesinin unutulduğunu ve bu faizin de istenebileceğini ileri sürerek, müvekkilince icraen ödenen ( 2.175.010 ) TL.'nın, 31.12.1990 tarihinden dava tarihine kadar geçen süre için %30 yasal faiz tutarı ( 1.563.750 ) TL'nin, hüküm altına alınan müvekkili alacağı ( 1.500.000 ) TL'nin, davanın ikame edildiği 12.09.1988 ile ilamın takibe konulduğu 04.03.1993 tarihine kadar işleyen ( 2.011.904 ) TL yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından ödenen bozmaya konu ilam alacağı ( 2.175.000 ) TL ile bu meblağın ödeme tarihinden dava tarihine kadar ki yasal faiz tutarı olan ( 1.563.750 ) TL. yönünden davayı kabul ettiklerini, davacı yararına hükmedilen ( 1.500.000 ) TL. hasar bedeli alacağı ile ferileri toplamı olan ( 2.580.000 ) TL'nin ise davacının ilamı takibe koyduğu icra dosyasına ödendiği, talep edilmesi unutulan faiz hususun ise zamanaşımına uğradığını savunarak, ( 3.738.780 ) TL. dışındaki talebin reddini istemiştir.
Mahkemece; haksız iktisap iddiasına konu ( 3.738.780 ) TL. alacağın davalı tarafça kabulü nedeniyle davalıdan tahsiline, davacı lehine hüküm altına alınan alacak ve ferileri ile ilgili ilanın icraya konulduğu dosyaya yatırılan asıl borcun davalı tarafından 27.05.1993 tarihinde yatırıldığı ve davacının da bu parayı 08.07.1993 tarihinde aldığına nazaran, asıl borç tamamen ödendikten sonra Fer'i borç olan faizin istenemeyeceği gerekçe gösterilerek davanın bu yönünün reddine karar verilmiştir.
Davacı, iş bu davasında, ana para için faiz yürütülmesi isteminde bulunmuştur. Davacı, daha önce açtığı davada sadece anaparayı istemiş, bu ana paraya faiz yürütülmesini istemeyi unutmuştur. Davacı, iş bu davayı açmakla, faiz isteme hakkını saklı tutmuş kabul edilmelidir. Kaldı ki, anapara bu davanın açılmasından sonra 08.07.1993 tarihinde ödenmiştir. Bu itibarla, davacının ana para için istediği faizin, istek tarihi ile bu anaparanın ödendiği tarihler arasında temerrüt faizi isteme hakkı bulunduğundan, mahkemece bu faiz miktarının hesabı ile sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, faiz isteme hakkının saklı tutulmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle B.K.'nun 113. maddesinde asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin vesair fer'i haklar dai sakıt olacağı hükme bağlanmıştır. Temel kural budur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı bulunduğu beyan edilmemiş veya hal icabından anlaşılmış olmadıkça bu faizlerin de talep edilemeyeceği, keza aynı maddenin ikinci bendinde yer almıştır.
Somut olayda ana para her ne kadar dava açılmadan önce icra dosyasına yatırılmış ise de, temyize konu dava henüz bu para tahsil edilmeden açılmış bulunmaktadır. Bu durumda davacının davayı açmakla önceki dava ile ilgili faiz hakkını saklı tuttuğunun kabulü gerekeceğine göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14.02.1996 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy