(6762 S. K. m. 707)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;
Ankara Asliye 6.Ticaret Mahkemesi'nce davanın reddine dair, verilen 18.11.1993 gün ve 1992/374- 1993/720 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay Hukuk Dairesinin 22.12.1994 gün ve 1994/6135-9908 sayılı ilâmı ile;
( ...Davacı vekili, davacının davalı bankada bulunan çek hesabına 12.10.1992 tarihinde S.kişiye çek keşide ettiğini, aynı tarihte davalı bankanın sıhhiye Şubesinden Yenimahalle Şubesine 23.000.000.TL.lık havale çektiğini, söz konusu havalenin hesaba geçmemesi nedeniyle, çekten dolayı alacaklının davacı hakkında icra takibi yaptığını, eşinin bileziklerini satıp, borcu kapattığını, ayrıca 3.456.600 TL. maddi ve 100.000.000 TL. manevi tazminatın en yüksek iskonto faizi ile birlikte davalıdan tasfiyesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin yanıt dilekçesinde, çek alacaklısının çeki İstanbul Gayrettepe şubesine ibraz ettiğini, ibraz halinde hesapta yeterli para bulunmadığının çekin arkasının yazıldığını ve durumun davacıya bildirildiğini, davacının düzeltme hakkını kullanmadığını, paranın yerine ulaşmadığını bildiği halde önlem almadığını ve icra takibine kendi kusuruyla neden olduğunu bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme'ce, iddia, savunma ve dosya içerisindeki yazılara göre, çekin karşılıksız kaldığı tarih 14.10.1992 olup, ihtiyati haciz kararın 23.10.1992 olduğu, davacının evine haciz için 27.10.1992 tarihinde gidildiği ve hiçbir şeyin haczedilemediğinin anlaşıldığı, davacının gönderdiği havalenin hesabına geçmediğini, 17.10.1992 tarihinde öğrendiği, buna rağmen her hangi bir yöntem almadığı, davacının olayda bizzat kredisinin kusurlu olduğu, bankanın her hangi bir kusurunun bulunmadığı, ayrıca davacının herhangi bir eşyasının satıldığı sabit olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki belgeler bilirkişi raporu kapsamında davacının, çek hesabının bulunduğu 1355-7 no'lu ticari hesabına çek bedelinin ödenmesi amacıyla ve telefon havalesi ile 23.000.000 TL. havale çıkardığı ancak bankanın bu parayı aynı gün hesaba geçirmesi gerekirken 19.10.1992 tarihinde geçirdiği ve bu arada çekin 14.10.1992 de ibraz edildiğinde karşılıksızdır kaydının işlendiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında davalı banka havaleyi hesaba geç intikal ettirmekten asli kusurlu bulunmaktadır. Nitekim bilirkişi raporunda da, bu husus saptanarak sırf bu nedenle davacının uğradığı zarar hesaplanarak raporda gösterilmiş bulunmaktadır Mahkeme'ce bu olgu bilirkişi raporu gereği gibi değerlendirilmeden tüm kusurun davacıda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme karan bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy