(1086 S. K. m. 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68) (1136 S. K. m. 41) (7201 S. K. m. 11) (2004 S. K. m. 58, 60)
Dava: Taraflar arasındaki takibin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 7. İcra Hâkimliği'nce davanın kabulüne dair verilen 11.10.1994 gün ve 784-630 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 19.1.1995 gün ve 1994/16709 1995/272 sayılı ilamıyla;
(... Takip alacaklı adına vekili tarafından yapılmıştır. Gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde vekilin adresi belirtilmiştir. HUMK.'nun 62-68., Avukatlık Kanunu'nun 41. ve Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca tüm tebligatların vekile yapılması gerekeceğinden alacaklının adresinin gösterilmemiş olması takibin iptalini gerektirmez. Mercice şikâyetin reddine karar verilmek gerekirken kabulü isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Takip talebi ve ödeme emrinde, alacaklının adresinin gösterilmesi İİK. 58. ve 60. maddesi hükümleri gereğidir.
Ancak ifade edilmelidir ki sözü edilen belgelerde salt alacaklının kimliğinin yanlış veya eksik gösterilmesi, borçlunun çıkarlarına zarar vermedikçe takibin hükümsüzlüğünü ve iptalini gerektirmez.
İİK.'nun 58. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendinde sözü edilen ikametgâhta biri, teknik anlamda ikametgâh olmayıp, bundan amaç alacaklının tebliğe elverişli adresidir. Takip, alacaklı vekili eliyle yürütüldüğü takdirde tebligatlar da vekile yapılmalıdır.
Nitekim HUMK. 62-68., Avukatlık Kanunu 41., Tebligat Kanunu 11. maddesi hükümlerine göre de vekil aracılığı ile yürütülen işlerle ilgili tüm tebligatların kural olarak vekile yapılması asıldır. O halde somut olayda alacaklı adresinin takip talebi ve ödeme emrinde gösterilmemiş olmasının borçlunun çıkarlarına bir zarar vermeyeceği açıktır. Ne var ki takip talebi ve ödeme emrinde yasa, alacaklı adresinin bulunmasını öngördüğünden bu eksikliğin giderilmesi gerekir ancak bu eksikliğin giderilmesi için de mercice takip iptal edilmeyip, icra dairesince verilecek süre içinde tamamlanmasından ve buna uygun ödeme emri tebliğ edildikten sonra takibe devam edilebileceği şeklinde şikâyetin kabulü gerekirken takibin iptaline karar verilmesi doğru değildir. O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.12.1995 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy