(1086 S. K. m. 381, 388, 389) (1412 S. K. m. 261, 268) (HGK. 19.06.1991 T. 1991/2-323 E. 1991/391 K.) (CGK. 02.02.1976 T. 1976/1-22 E. 1976/25 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.9.1993 gün ve 413- 640 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 24.1.1994 gün ve 3926-365 sayılı ilâmı:
Bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK. nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Keza HUMK. nun 381. maddesi kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve intilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve branşı oluşturulamaz. Ayrıca bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikârdır.
Öte yandan Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu'nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı ve 18.9.1991 gün 281-415 sayılı ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları).
Ceza Genel Kurulu'nca da C.U.M.K. nun benzer hükümleri taşıyan 261 . ve 268 maddelerinin uygulanmasında bozulan kararın geçerliliğini ve yerine getirilme yeteneğini yitirdiğinden önceki hükümde direnilmesine denilmekle yetinilerek ve atıf suretiyle hüküm kurulamayacağı kabul edilmiştir. (Ceza Genel Kurulu'nun 2.2.1976 gün 22-25 sayılı kararı).
Somut olayda da aslolan kısa kararda, hüküm fıkrası oluşturulmamış yalnızca önceki kararda direnilmesine denilmekle yetinilmiştir.
O itibarla mahkemece HUMK.'nun 388. maddesinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy