(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 18/2)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Urla Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne daire verilen 23.2.1993 gün ve 1992/296 1993/126 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 7.4.1994 gün ve 1993/9737 1994/3888 sayılı ilâmı;
(...Hükmüne uyulan Yargıtay 7.Hukuk Dairesi bozma ilâmında özetle: Tutanak içeriğinde taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı açıklanmıştır. Mahkemenin vardığı sonuç ile tutanak içeriği çelişmiştir denilerek tespit bilirkişilerinin çağrılıp dinlenmesi, ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi, Hazine adına oluşturulan vergi kaydının dayandığı belgelerin getirtilip incelenmesi, taşınmazın kaçak ve yitik kişi yeni olup olmadığının sorulup saptanması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne, dava konusu parselin davacı Ömer Lütfi Ö. adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Bozmadan sonra Özel İdare Müdürlüğünce bildirilen 18.1.1993 tarih ve 18 sayılı cevabı yazıda 492 tahrir numaralı vergi kaydından metruk ibaresinin yazılı olduğu belirtilmiştir. Tespit tutanağının edinme sütununda taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı açıklanmıştır. Maddi delile aykırı düşen bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemez. Bu nedenle taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden Hazine'ye kaldığı ve taşınmazın Hazine'ye ait olduğunun kabulü gerekmektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18/2.maddesi gereğince Kanunlar uyarınca Devlet'e kalan taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün değildir. Hal böyle olunca; davanın reddine ve taşınmazın davalı Hazine adına tescili gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy