(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 297) (818 S. K. m. 237)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Kadastro Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 2.4.1993 gün ve E. 1991/1039-1993/108 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine; Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 12.4.1994 gün ve E. 1993/9673-K. 1994/4126 sayılı ilamı; (... Kadastro sırasında 110 ada 78 parsel sayılı 24.436 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hibe, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı H. adına tesbit edilmiştir. Davacı A. oğlu M., taşınmazın dedesi M.nin babası D.den miras yolu ile intikalen geldiğini, kendisi ile birlikte A.nın diğer mirasçılarının da hissesinin bulunduğunu belirterek hisseleri nispetinde adlarına tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece fen bilirkişisi H.O. tarafından tanzim edilen krokide (A) harfi ile gösterilen ve davacının 3. kişiden satın aldığı 2940 metrekarelik kısma yönelik davanın reddine ve bu kısmın davalı H. adına, (B) harfi ile gösterilen 21496 metrekarelik bölüme yönelik davanın kabulü ile bu kısmın 120 hisse itibarı ile 12 hissenin davacı M. adına, mütebaki 108 hissenin de davalı H. adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Temyiz istemi çekişmeli 78 sayılı parselin krokide (B) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkindir. Temyize konu olan taşınmazın D.ye ait olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 31.5.1957 tarihli bağış senedinin çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı ve geçerli olup olmadığı hususundadır. Mahkemece davalının dayandığı bağış senedinin taşınmazı kapsamadığı kabul edilmiş ise de, mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 19.11.1992 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi senedin çekişmeli parsele ait olduğunu açıkça bildirmiştir. Mahkemece bu beyan üzerinde durulmadığı gibi davacı tarafça bilirkişinin bu beyanına da itiraz edilmemiştir. Bu nedenlerle senedin çekişmeli taşınmazı kapsadığının kabulü zorunludur. Dava konusu taşınmaz tapusuzdur. Tapusuz taşınmazların bağışlanması herhangi bir şekle tabi değildir. Davalının dayandığı 31.5.1957 tarihli senet Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olarak düzenlendiği gibi, yargılama sırasında dinlenilen bir kısım tanıklar da bağış olgusunu doğrulayan beyanda bulunmuşlardır. Taşınmaza davalının zilyed olduğu saptanmıştır. Davalı ile D. arasında mirasçılık ilişkisi de bulunmamaktadır. Bu nedenlerle 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap şartları gerçekleştiğinden, davanın reddine ve taşınmazın temyiz konusu bölümünün de davalı adına tesciline karar vermek gerekirken, yanlış şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de; miras bırakan D.nin terekesi hesaplanırken davacı M.ye fazla pay verilmesi de doğru bulunmamaktadır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Taraflar karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy