(743 S. K. m. 639)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Baskil Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 18.10.1994 gün ve 1994/49 E. 40 K.sayılı kararın incelenmesi davacılar tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 29.12.1994 gün ve 1994/8768-10611 sayılı ilâmı;
( ...Kadastroca 135 ada 66 parsel sayılı 58500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliği ile her hangi bir belge ve kayda dayanmaksızın Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Kimtaş Köksal İnşaat Malzemeleri Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi çekişmeli parselin kapsamında bulunan üç parçadan ibaret bölümünü zilyetlerinden noterlikçe düzenlenen zilyetliğin devri ve satış senedi ile satın aldığını ve zilyetliğinde bulunduğunu Makbule S.'de dava konusu 66 nolu parselin kapsamında kalan tahminen 5 dönüm miktarındaki taşınmaz bölümünün babası Hasan G.'nün zilyetliğinde iken ölümü ile mirasçılarına kaldığını ileri sürerek dava açmışlardır. Mahkemece her iki dava birleştirildikten sonra yapılan yargılama sonucunda davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık tapuda kaydı bulunmayan dava konusu yapılan taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil eden yerlerden olup olmadığı ve davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Zilyetlik maddi olgu niteliğinde bulunduğundan tanık dahil her türlü delillerle kanıtlanabilir. Tapusuz taşınmazın satışı herhangi bir şekle bağlı değildir. Davacı şirket eklemeli zilyetliğe dayanmış, noterlikçe düzenlenen satış senetlerini ibraz ettiği halde yeterince yerine uygulanmadığı gibi, zilyetlik konusu araştırılmamış tanık listesinde isimleri yazılı tanıkları dinlenmemiş ve diğer davacı Makbule'nin delilleri ve tanıkları da istenmemiştir. Ziraat Mühendisinin raporu teknik verileri ve yeterli açıklamaları içermediğinden hükme yeterli değildir. Ayrıca tesbit bilirkişilerinin beyanı tutanak içeriğine aykırı olduğu halde davacıların tanıkları dinlenmediğinden aykırılığın giderilmesine de çalışılmamıştır.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir sonuca ulaştırılması için öncelikle iddialarını kanıtlama durumunda bulunan davacılardan 66 sayılı parselin kapsamında kaldığı bildirilen ve dava konusu yapılan taşınmaz bölümlerinin nereler olduğu sorulmalı ve gösterilen her taşınmaz bölümünün sınırları ve yüzölçümleri belirlenmek suretiyle çizdirilerek uzman bilirkişi krokisine yansıtılmalı, tarafların delilleri toplandıktan sonra gösterilecek tanıklar ile yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişileri ile ziraat mühendisi ve fen memuru sıfatını taşıyan uzman bilirkişi de hazır bulundurulmak suretiyle yeniden keşif yapılmalı, tanık ve bilirkişilerden dava konusu yapılan taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, zilyetliğin ilk defa kim ya da kimler tarafından hangi tarihte ve ne biçimde başladığı, kimden kime kaldığı ekonomik amacına uygun olup olmadığı davacı şirketin dayandığı üç adet zilyetliğin devri ve satış senedinin taşınmazın hangi bölümlerine uyduğu ve eklemeli zilyetlik süresinin ne kadar olduğu taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil edecek yerlerden olup olmadığı maddi olaylara dayalı olarak ayrıntıları ile sorulup saptanmalı dinlenen tanık ve bilirkişilerin soyut içerikli sözleri ile ziraat mühendisinin yetersiz raporunda taşınmazın bazı bölümlerinin özel mülkiyete konu olduğu bildirildiği halde mahkemece zilyetliğin ekonomik amacına uygun bulunmadığına ilişkin kabulü davacı şirketin kiremit imal etmek amacı ile toprak ham maddesinin alınmış olmasının zilyetliğe uygun olup olmadığı tanık ve bilirkişilerden ayrıntılarıyla sorulup tartışılmalı, ziraat mühendisinden çekişmeli taşınmaz bölümleri hakkında toprak yapısı ve arazinin genel durumu, bitki örtüsü ve işleniş biçimi yönünden teknik verileri taşıyan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, tanık ve bilirkişi beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde giderilmeli, varsa komşu taşınmaz kayıtları getirtilip uygulanmak suretiyle çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu belirtilerek tanık ve bilirkişi sözlerinin doğruluğu denetlenmeli, keşfi izlemeye elverişli biçimde uzman bilirkişiye kroki çizdirilmeli, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 14. maddesinde öngörülen 40 ve 100 dönüm kısıtlamasının davacı şirketin satıcıları ile davacı Makbule'nin babası yönünden de araştırma konusu yapılmalı ve böylece toplanacak delillere göre 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesi uyarınca davacılar yararına zilyetlik yolu ile mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılıp değerlendirilmeli, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kadastro tesbitine itirazdır.
Kadastroca, ham toprak niteliğinde olduğundan bahisle davalı Hazine adına tesbit edilen 66 parsel sayılı taşınmaza krokide C harfi ile gösterilen kısma, davacı Kimtaş A.Ş. tarafından satın alma yoluyla gelen zilyetliğe, D harfi ile işaretli kesime ise diğer davacı Makbule S. tarafından miras yolu ile intikal ve zilyetlik iddiasına dayanılarak itirazda bulunulmuş ve davalar birleştirilerek birlikte yürütülmüştür.
Dosya içeriğinden dava konusu kesimler dışında bütünün diğer parçaları itibarı ile A, B, E ve F harfleri ile işaretli bölümler hakkında açılan davaların varlığı anlaşılmakta ancak bu yerlere ait dosyalar ve sonuçlarına göre oluşmuşsa kayıtlar getirtilmemiş bulunmaktadır. Olayda uyuşmazlığın açıklanan niteliğine göre hukuksal ve sağlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi için dava konusu taşınmazlarla birlikte bütünün parçaları oldukları anlaşılan kesimlere ait ilgili dosyalar ve kayıtlar getirtilip ziraatçi uzman bilirkişi raporundan da yararlanılarak çekişme konusu taşınmazların hukuksal niteliğinin diğer anlatımla özel mülkiyete konu yerlerden olup olmadığının saptanması gerektiği duraksanmayacak kadar açık bir olgudur. Bu belirlemeden sonra da zilyetlikle iktisap koşullarının Özel Daire bozma kararında açıklandığı şekilde davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin tesbitinin gerekeceği kuşkusuzdur. Ancak yerel mahkemenin yaptığı inceleme ve araştırma yukarıda açıklanan biçime uygun ve kanaat verici nitelikte bulunmamaktadır. Eksik inceleme ile çözüme ulaşılamaz. O itibarla bu yönler gözetilmeksizin yetersiz araştırma ile yetinilerek önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy