(1086 S. K. m. 275, 286)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Pendik Asliye 3. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.4.1993 gün ve E.1992/352 - K.1993/182 sayılı kararın incelenmesi davalılar Ü. Ç. ve Ç. Y. tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 8.7.1994 gün ve E.1993/10324 - K.1994/7533 sayılı ilâmı:
(...H.U.M.K.nun 286. maddesi uyarınca hakim, bilirkişinin rey ve mütalaasıyla bağlı değil ise de, aynı Yasanın 275 ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel veya teknik bir belgeyi gerektiren hallerde bilirkişi görüşünün alınması zorunlu olup esasen mahkemece de bu lüzum doğrultusunda kusur yönünden bilirkişi incelemesine karar verilmiş bulunmakla; kusur oranı bilirkişi incelemesi ile usulüne uygun şekilde tespit edilmeden doğrudan takdir edilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle olayda iç içe giren birden fazla ve bir çok aracın karıştığı zincirleme trafik olayları meydana gelmiş durumdadır. Her ne kadar mahkeme, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki konularda bilirkişi dinleyemez ise de, çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınmasına karar verir (H.U.M.K.m.275). Somut olayda da tarafların bu denli iç içe girmiş trafik olayındaki kusur oranlarının belirlenmesi teknik bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasını gerektirecek kapsamdadır. Nitekim gerek trafik kaza raporunda gerekse de mahkemece ihtiyaç duyulduğundan başvurulan bilirkişi raporunda olayda davacının da kusurlu olduğu belirtilmiş olduğuna göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Ünal Çalışkan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), 8.11.1995 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy