(1086 S. K. m. 442, 432) (743 S. K. m. 134)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akhisar Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 15.6.1994 gün ve 1994/229-262 sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 5.10.1994 gün ve 1994/8215-9136 sayılı ilamıyla; (...Medeni Kanunun 134/son maddesi, boşanma sebeplerinden herhangi birisine dayanarak açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve hükmün kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde, ortak hayat her ne sebeple olursa olsun yeniden kurulmamış ise eşlerden birinin isteği üzerine boşanmaya karar verilir hükmünü getirmiştir. Yasada öngörülen üç yıllık fiili ayrılık döneminde evlilik birliğini kurmak amacı ile eşlerin bir araya gelmediklerinin davacı tarafından ispatı gerekmektedir. Boşanma davası kamu düzeni ile ilgili olup eşlerin kabulünün sonuca etkisi yoktur (MK m. 150/3). Mahkemece yapılacak iş bu konuda tarafların gösterecekleri bütün delilleri toplayıp hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasada aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden : Davalı.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, MK'ya 3444 sayılı yasa ile eklenen 134/son maddesinden kaynaklanan fiili ayrılık nedenine dayalı boşanma istemine ilişkindir.
Anılan maddede; "boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 yıl geçmesi halinde her ne sebeple olursa olsun, müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir" hükmüne yer verilmiştir.
Görüleceği üzere; MK'nın 134/son maddesine göre, fiili ayrılık sebebine dayanılarak açılacak boşanma davalarında, taraflar arasında önce görülen ve redle sonuçlanan kararın kesinleşmesi zorunludur.
Temyize konu davada, taraflar arasında önce görülen şiddetli geçimsizlik nedeninden kaynaklanan boşanma davasında, mahkemenin verdiği red kararı, Yargıtay Dairesi'nce onanmış ve taraflara yazı işleri müdürünce yalnızca onama kararının sonucu bildirilmiş durumdadır.
Hukuk Genel Kurulu'ndaki müzakereler sırasında; Yargıtay dairesince verilen onama kararının tarafa, örneği değilde, yazı işleri müdürünce yalnızca sonucunun bildirilmesi ve karar düzeltme için yasada öngörülen sürenin geçmesi halinde, kararın kesinleşip kesinleşmeyeceği hususu ön sorun olarak ele alınmıştır.
Bir kısım sayın üyeler, Yargıtayca verilen mahalli mahkeme kararının bozulmasına ya da onanmasına ilişkin karar örneklerinin taraflara tebliğ edilip, kendilerine karar düzeltme yoluna başvurma imkânı sağlandıktan sonra karar düzeltme süresinin geçirilmesi veya isteğin red edilmesi durumunda, kararının kesinleşebileceğini ileri sürmüşler ise de çoğunlukça; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432. maddesinde, mahkeme kararlarına yönelik temyiz süresinin ilamın usulen taraflardan her birine tebliğ ile başlayacağı hükmüne yer verildiği halde aynı yasanın 442/A maddesi 2. fıkrasına Yargıtay'ın onama kararlarının sonucunun mahkeme yazı işleri müdürünce taraflara bildirilmesi öngörülmüştür.
Temyiz yoluna başvurulan mahkeme kararının Yargıtay'ca onandığına dair yapılan bildirimle ilgilinin, gerekli bilgiye sahip olacağı ve dilerse yine karar düzeltme istemine tabi olması halinde bu yola başvurulabileceği tabidir.
Usul yasasının konuyla ilgili maddelerinin amaçsal yorumundan da, Yargıtay onama kararlarının, örneğinin taraflara tebliğine gerek olmayıp yalnızca mahkeme kararının onanmasına ilişkin karar sonucunun bildirilmesiyle yasa ile güdülen amacın sağlanmış olacağı kanaatı ile bu görüş 3 oya karşı 41 oyla benimsenmiştir.
Ön sorunun oyçokluğu ile sonuca ulaştırılmasını takiben işin esasına yönelik temyiz itirazlarının tetkikine geçilmiştir.
Somut olayda; taraflar arasında önce görülen şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı boşanma davasında verilen red kararı 24.4.1991 tarihinde kesinleşmiş temyize konu dava ise red kararının kesinleşmesinden sonra 3.5.1994 tarihinde açılmıştır.
MK'nın 134/son maddesinin uygulanmasında, davanın kabul edilmesi için yasanın amaçladığı üzere 3 yılı aşan bir süre içinde müşterek hayatın kurulamaması, fiili ayrılık vakıasının gerçekleşmiş olması gerektir.
Temyize konu davadan önce açılıp görülen ve redle sonuçlanan boşanma dava dosyası celb edilmiştir. Keza 15.6.1994 günlü oturumda davalı kadın açıkça önceki boşanma dava dosyası içeriğine karşı bir diyeceği olmadığını ifade ile davacı ile bir araya gelmediklerinin doğru olduğunu beyan etmiş ve ifadesi duruşma tutanağına alınarak parmak izi ile teyit ettirilmiştir.
Getirtilen taraflar arasında önce görülüp kesinleşen boşanma dava dosyası içeriği ve fiili ayrılık vakıasına ilişkin olarak davalı kadının, aksi kanıtlanamayan beyanı karşısında, artık olayda MK'nin 134/son maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiğinin kabulü gerekeceği aşikardır.
Bu itibarla, mahkemece mevcut delillerin değerlendirilmesi sureti ile davanın kabul edilmesi doğrudur.
O halde usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.10.1995 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy