(743 S. K. m. 134)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 9.2.1994 gün ve 1993/224-1994/69 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 27.9.1994 gün ve 1994/8423-8717 sayılı ilamı ile;
(...Nafaka ve icra dosyalarının tetkikinden; bir kısım davalı tanıklarının ifadeleri aksine tarafların evlilik birliğini devam ettirmek üzere bir araya gelmedikleri belirlenmiştir. Medeni Kanunun 134/son maddesi koşulları gerçekleştiğinden davanın kabulü gerekir. Bu yönler gözardı edilerek delillerin takdirinde yanılgı sonucu davanın kabulü yerine reddi bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden : Davacı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, Medeni Kanuna 3444 sayılı yasa ile eklenen 134/son maddesinden kaynaklanan fiili ayrılık nedenine dayalı boşanma istemine ilişkindir.
Anılan maddede, "boşanma sebeplerinden herhangi biri ile açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 yıl geçmesi halinde her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin talebi üzerine boşanmaya karar verilir" hükmüne yer verilmiştir. Önce görülen şiddetli geçimsizlik hukuksal nedenine dayalı boşanma davasında verilen red kararı 10.3.1990 tarihinde kesinleşmiş temyize konu dava ise redden itibaren 3 yıllık süre geçtikten sonra 1.4.1993 tarihinde açılmıştır. M.K.'nun 134/son maddesinin uygulanmasında davanın kabul edilebilmesi için yasanın amaçladığı biçimde 3 yılı aşan bir süre içerisinde müşterek hayatın yeniden kurulamaması, fiili ayrılık vakasının gerçekleşmiş olması gerekir. Dosya içeriğinden önce görülüp redle sonuçlanan davadan sonra 3 yıl geçmesini müteakip temyize konu davanın açılmasına kadar tarafların müşterek hayatı yeniden kurmak ve sürdürmek amacıyla bir araya gelmedikleri anlaşılmış bulunmaktadır. Bu itibarla Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, harcın istek halinde geri verilmesine, 18.10.1995 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy