(1086 S. K. m. 38, 73) (3561 S. K. m. 2) (743 S. K. m. 6, 34) (2762 S. K. m. 29) (2709 S. K. m. 6, 8)
Dava: Taraflar arasındaki kayyımlık kararının kaldırılması ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 7. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.6.1994 gün ve 1993/485-1994/531 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk dairesinin 31.10.1994 gün ve 1994/9661-10345 sayılı ilamı ile ;
(... 3561 sayılı yasanın 2/2 maddesi mal memurunun değişmesi halinde, yeni atanan mal memurunun yeniden kayyım tayin edileceğini hükme bağlamıştır. Toplanan delillerden İstanbul Defterdarının değiştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yeni defterdarın kayyım tayin edilmesini sağlamak, husumeti yeni kayyıma yönetmek, temsilcisinden yetki belgesi istemek gösterdiği takdirde delillerini toplamak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de,
Vakfa ait iken mülkiyeti mütesarrıflarına geçmiş olan gayrımenkullerden maliklerin hazinden başka varis bırakmadan ölümleri halinde mülkiyet mahlulen vakfına rücu eder" (Vakıflar Kanunu 29/2).
Ölüme muallak haklar, tıpkı gaibin ölüm tebeyyün etmiş gibi kullanılır. Gaiplik kararı ölüm tehlikesi yahut son haber gününden itibaren hüküm ifade eder: (MK. 34)
Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanması (Anayasa md. 6). "Yürütme yetkisi ve görevi... Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir" (Anayasa md. 8). Vakıflar Kanununun 29. maddesinde davacı idareye malikin hazineden başka mirascı bırakmadan öldüğü yönünde (mahluliyet) kararı alma yetkisi tanınmamıştır. Mülkiyet hakkının kendisine geçtiği yönündeki davacı idarenin belirlenmesi yargıyı bağlamaz. Davacı öngörülen şartların oluştuğunu yargı önünde ispat etmelidir. (MK. 6)
Davacı vakfın hakkı idaresi kayyıma tevdi edilen malın malikinin hazineden başka mirascı bırakandan ölümüne muallak olduğuna göre, o kişinin öldüğünün veya gaip olduğunun belgelenmesi gerekir. Mahalle muhtarlığı belgesi malikin öldüğünün kabulü için yeterli değildir. Malikin nüfus siciline kayıtlı olduğu yer belirlenip, nüfus sicili getirtilmeden sicilde sağ gözüküyorsa ölüm kaydının işlenmesi gaip ise gaiplik kararı ile varislerini belirler veraset ilamı getirmesi için davacıya yetki ve mehil verilmeden davacının dava hakkının bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde kayyımlık kararının kaldırılmasına, taşınmaz malın kayıt ve tesciline karar verilmesi doğru bulunmamıştır..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz eden: Davalı vekili
Karar: Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde tayin edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında kendiliğinden nazara alınır. Dava kayyım olarak gösterilen Z. T.'e husumet yöneltilerek açılmıştır. Oysa davaya Mehmet Şirin adlı başka bir kişinin verdiği yetkiye istinaden Hazine avukatınca katılmış durumdadır. Bu hususun araştırılmasının icab ettiği duraksanmayacak kadar açık bir usul hükmüdür. Kaldı ki, davadan kayyımlık kararının kaldırılması yanında tescil istinasında bulunulmuştur. Uyuşmazlığın niteliği gösterildiğinde davada ayrıca Hazineye husumet yöneltilmesi gerekeceği de kuşkusuz olduğuna göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. 29.11.1995
Full & Egal Universal Law Academy