(743 S. K. m. 148)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki boşanma ve iştirak nafakası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsın Asliye 4. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 19.12.1994 gün ve 1994/316 E.694 K. sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.2.1995 gün ve 1682-2364 sayılı ilamı:
(... 1- Boşanma sonucu velayet verilmeyen anne ya da babanın ödemesi gereken iştirak nafakası boşanmanın kesinleştiği tarihten başlar. Bu yön gözetilmeden boşanma karar tarihinden geçerli olarak yoksulluk nafakasına karar verilmesi doğru değildir.
2- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre takdir edilen çocuklar için iştirak nafakası çoktur. Mahkemece Medeni Kanunun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması Usul ve Yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, M.K.134/1. maddesinden kaynaklanan boşanma ve iştirak nafakası istemlerine ilişkindir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık yalnızca iştirak nafakasıyla ilgilidir. Yerel Mahkemenin velayet hakları davacı anneye bırakılan 1977 ve 1980 doğumlu çocuklar için 19.12.1994 karar tarihinden itibaren aylık 1.500.000 TL. iştirak nafakasının davalıdan alınıp, davacıya verilmesine dair kurduğu hüküm, Özel Dairece;
1- İştirak nafakasının boşanmanın kesinleştiği tarihten başlayacağının gözetilmesi
2- Tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumlarına göre çocuklar için takdir edilen nafakanın çok olduğu vurgulanarak daha uygun bir nafakaya hükmedilmesi gereğine işaretle bozulmuştur.
I- Gerçekten boşanma kararı nedeniyle velayet hakkı kendisine bırakılmayan anne ya da babanın müşterek çocuklar için karşı tarafa ödenmesi gereken iştirak nafakası, kural olarak boşanmanın kesinleştiği tarihten başlar. Ancak, somut olayda karar tarihinden boşanmanın kesinleştiği tarihe kadar geçen süre için ödenen nafakanın, MK.137. maddesinde ifadesini bulan tedbir nafakası olarak nitelendirilmesi gerek emsal diğer bir kısım dava dosyalarında da kabul edilen yargısal kararlar gerekse usul ekonomisi yönünden uygun olduğu aşikardır.
O itibarla mahkemenin bu konudaki direnme kararı onanmalıdır.
II- Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, 1977 ve 1980 doğumlu olup, biri üniversite giriş hazırlık döneminde diğeri orta öğrenimde bulunan müşterek çocuklar için mahkemece takdir edilen aylık nafaka miktarının, günün ekonomik koşulları birlikte değerlendirildiği ve kararın yalnızca davalı baba tarafından temyiz edildiği de gözetildiğinde uygun bulunduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca yerel mahkemenin müşterek çocuklarla ilgili takdir ettiği aylık nafaka hakkındaki direnme kararı da onanmalıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle birinci bentte oyçokluğu ile ikinci bentde oybirliği ile ONANMASINA karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy