(3402 S. K. m. 12) (766 S. K. m. 31)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.12.1991 gün ve 1988/419-1991/801 sayılı kararın incelenmesi davalı Orman İdaresi ve Hazine vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 09.06.1994 gün ve 1994/4397-6895 sayılı ilamıyla; ( ...Çekişmeli 958 parsel sayılı taşınmaz 634 parselin miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiş, Orman Yönetimi tarafından yapılan itiraz üzerine Orman sayılan yer olarak tespit dışı bırakılmıştır. Davacılar, Nisan 1965 tarih, 20 nolu tapu kayıtları kapsamında olduğu iddiası ile temyize konu eldeki davayı açmışlardır. Yapılan uygulamada Nisan 1965 tarih, 20 nolu tapu kaydının çekişmeli parseli kapsadığından bahisle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından kabul edilen 7940 m2'lik kesime yönelik temyiz edilmiştir.
Çekişmeli parsel Tapulama Komisyonunun 10.05.1971 gününde kesinleşen kararı ile tespit tutanağı iptal olunmuş ve taşınmaz Orman olarak tapulama dışı bırakılmıştır. Kesinleşen bu tespite karşı 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan temyize konu eldeki davanın dinlenme olanağı yoktur. Bu husus Kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. Açıklanan husus gözetilmeksizin işin esasının incelenip, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair kurduğu hüküm, Özel Dairece, kesinleşen tapulama tespitine karşı on yıllık süre içerisinde davanın açılmadığı ve bu nedenle dinlenme olanağı bulunmadığı vurgulanmak suretiyle bozulmuştur.
Oysa, dava konusu taşınmaza ait düzenlenen tespit tutanağı, Tapulama Komisyonunun 10.05.1971 gününde kesinleşen kararı ile iptal edilmiş ve bu yer orman olarak tapulama dışı bırakılmıştır. Bu durumda dava konusu taşınmazla ilgili olarak bir sınırlama bulunmadığı gibi, varlığından söz edilebilecek bir tespit tutanağı da mevcut değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12. maddesinde ise, tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz hükmü getirilmiştir. Tespite karşı tespit öncesi sebebe dayanarak hak arama durumunda olanlar için gerek 766 sayılı Yasanın 31/2 gerekse 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen bu on yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu mahkemece re'sen ( kendiliğinden ) gözönünde tutulması gerektiği kuşkusuzdur. Yine belirtmek gerekir ki tespit dışı bırakma bir tapulama işlemi ise de, tapu tespit işlemi değildir. O itibarla çekişmeli taşınmaza ilişkin düzenlenmiş bir tutanağın bulunmaması nedeniyle yerel mahkemenin olayda dava açma yönünden on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağına ve işin esasına girilmesi gereğine değinen direnmesi yerindedir. Ne var ki, mahkemenin kurduğu karara yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmemiştir. Bu nedenle dosya, işin esası ile ilgili temyiz itirazlarının tetkiki için Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklandığı üzere direnme kararı uygun ise de, esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 20. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 07.02.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy