(743 S. K. m. 908) (1086 S. K. m. 337)
Taraflar arasındaki "ecrimisil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Diyarbakır Asliye 3. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.4.1994 gün ve 1993/587 - 1994/142 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 15.9.1994 gün ve 9452/11376 sayılı ilâmı ile;
(... HUMK.'nun 217/II. madde ve fıkrası gereğince mahkemece çekişmeli olan hususlarda dellirelirini ibraz ve birbirlerini tebliği için süre vermelidir.
Derdest davada çekişmeli olan husus davacının intifadan men edilip edilmediği olup bu husus yemin dahi her türlü dellile kanıtlanabilir.
Buna göre mahkemece HUMK. 217/II maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi kabule göre de, davacının dava dilekçesinde "her türlü delil" demek suretiyle yemin deliline de dayandığının nazara alınmaması doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosayadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir. Bu isteğe konu yapılan taşınmaz bir apartman dairesidir ve kardeş olan tarafların mirasbırakanı anneleri adına tapuda kayıtlıdır.
Taşınmazın, davalının kullanımında olduğu da tartışmasızdır. Ne var ki, hissedarlardan birinin kullanımında bulunan bu yerde diğer hissedarların bu kullanıma muafakatının bulunduğu varsayılır ve fiilen bu yer kullanımında bulunan hissedarın diğer hissedarı da temsil ettiğinin kabulü gerekir. Olayda her ne kadar yararlanma isteği ile ilgili olarak davalıya bir ihtar gönderilmemişse de davacı, temyize konu davayı açmakla diğer hissedarın taşınmazın tamamını kullanmasına rızasının bulunmadığını belirtmiş durumdadır. Taşınmazın cinsi itibariyle de iki hissedar tarafından kullanılmayacağı da açık bir olgudur.
Ancak Ecrimisile konu yapılan taşınmazın üçüncü bir kişiye kiraya verilerek hissedarların bu yerden yararlanma imkanı olduğu aşikardır.Bu durumda sağlıklı ve hukuksal bir çözüme ulaşılabilmesi için yemin delilinin değerlendirilmesi gereğine işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA bozmada oybirliği sebebiyle oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu paylı taşınmaz mal bir apartman dairesidir. Niteliği itibariyle davalının onu tek başına kullanması davacının hakları ile bağdaşmaz. Paydaşlar ancak diğerinin (...hakları ile kabili tevfik oldukça müşterek şeyden istifade ve onu istimal eder) (M.K. 625/1). (Delil davanın haline tesir edebilecek münazalı hususları ıspat için ikame olunur. Maruf ve meşhur olan...hususlar münazalı sayılmaz) (HUMK. 238). Davacının intifadan men edildiği delille ıspatı gerekmez. Yalnızca ecrimisil miktarının tespiti için inceleme yapılmalıdır.
Değerli çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy