(743 S. K. m. 917)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.10.1994 gün ve 1993/680- 1994/548 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.1.1995 gün ve 1995/32-392 sayılı ilamı;
(... Dava Medeni Kanunun 917. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı 574 nolu parsel üzerine inşa edilen ve kat irtifakı kurulmuş 12 ve 13 nolu masken vasfındaki daireleri tapu siciline güvenerek aldığını, yurtdışından izinli olarak geldiğinde taşınmazları satmak istediğinizde kat irtifakının sahte inşaat projesine göre ve usulsüz olarak tescil edildiği bildirilerek devir ve temlik yapmasına engel olunduğunu, bu şekilde tasarruf imkanı kısıtlandığından davaya konu taşınmazların tespit tarihindeki arsa payları dahil bedeli olan 370.042.800 liranın ödetilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili dairelerin tapu sicilinden terkin edilmediğini ve yıkılmadığını, bu nedenle davacının tazminat isteme hakkının doğmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme istem doğrultusunda tazminata hükmedilmiştir.
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün, 14.8.1991 tarihli yazısında 574 parsel sayılı taşınmaz üzerine bodrum hariç beş kata müsaadeli toplam on bir bağımsız bölüm için verilen inşaat ruhsatına uygun olarak düzenlenen proje doğrultusunda tesis edilen kat irtifakının, terkin edilerek sahtecilikle tanzim edilen inşaat projesi doğrultusunda zemin hariç altı kat üzerinden toplam on üç bölümden oluşan kat irtifakı tesis edildiği, fazladan bir kat ve iki (12 ve 13) bağımsız bölümün usulsüz olarak tesciline esas sahte inşaat projesinin tadilat projesi olarak düzenlenmesine karşın tescilin "ilave kat irtifakı" şeklinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün bu tespiti ve bildirimi doğrultusunda tapu kütüğünün beyanlar hanesine 21.8.1991 tarihinde sahtecilikle düzenlenen projelere istinaden kat irtifakı tesis edildiğinden satışın yapılamayacağı şerh verilmiştir. Dava konusu 12 ve 13 nolu taşınmazlara ilişkin olarak Samsun Belediye Encümeni tarafından 28.6.1994 tarihli yıkım kararı da mevcuttur. Ancak dosya kapsamından taşımaların halen yıkılmadığı anlaşılmaktadır. Taşınmazların sahte projeye dayalı olarak yapıldığı sabit ise de halen bu bölümlerin af yasalarından yararlanma olanağının olup olmadığı ve ilgili makamlara müracaat ile projenin değiştirilmesi imkanının bulunup bulunmadığı hususu araştırılmamıştır. Kaldı ki davacı tasarruf hakkının kısıtlandığından bahisle tazminat isteminde bulunmuştur. Bu istemin kapsamı mahkemece davacıya açıklatılmamıştır. Davacı istemine açıklık getirilmeden dava konusu taşınmazların bedeline hükmedilmiştir. Mahkemece yukarıda açıklanan hususlarla araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle her ne kadar idarece alınan yıkım kararı mevcutsa da dava konusu bağımsız bölümler, yıktırılmamış olup, tapuda da terkin edilmemiştir. Çekişmeli yerlerin emek ve para sarfı ile meydana getirilmiş olmaları nedeniyle bir ekonomik değer taşıdıkları aşikardır. Bu durumda yıkımın en son düşünülecek husus olduğu, öncelikle de çevredeki İmar uygulaması sonucu yapılaşma olgusu değerlendirilip, yeni oluşmalar itibariyle bir proje değişikliğinin mümkün olup olmadığını araştırılması, bulunduğu takdirde gerekli önellerin verilmesi ve bütün yolların denenmesinin icap ettiği kuşkusuz olduğuna göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy