(818 S. K. m. 43) (743 S. K. m. 656, 659, 661) (406 S. K. m. 14)
Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tufanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.10.1993 gün ve 1993/70-146 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 25.4.1994 gün ve 1993/12097 - 1994/3924 sayılı ilamı:
( ... Davacılar PTT. davalıya ait taşınmazda çıkan yangın nedeniyle telefon araç ve gereçlerin zarar gördüğünün bu nedenle zararının tazmininin istemiştir.
Davalı, zarar gören nesnelerin bulunduğu taşınmazın malikidir; davacı PTT, davalının taşınmazı üzerinden telefon hattı geçirmesi 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun 14. maddesinden kaynaklanan yasal irtifak hakkının gereğidir ve taraflar arasında komşuluk ilişkisi bulunmaktadır.
Bu nedenle davalının sorumluluğu'nun belirlenmesi için M.K.'nun 656 ve 661. maddesinde düzenlenen kusursuz sorumluluğun unsurlarının araştırılması gerekir. Özellikle somut olayda uygun illiyet bağının gerçekleşmesi durumunda davalının belirlenecek zarardan sorumluluğu kabul edilmelidir. Burada davalının tarlasındaki arızaları başkalarına zarar verecek şekilde bırakması kusurlu bir davranış olmasa bile M.K. 661. maddesi anlamında aşkın bir kullanma olarak kabul edilmelidir. Bilindiği gibi taşınmazın malikinin davranışı ile müdahale arasında doğrudan doğruya bir ilişkinin bulunması zorunlu olmadığı gibi; davranışların yapma biçiminde de bulunması gerekmez; olayımızda olduğu gibi kaçınma biçiminde de olabilir.
O halde mahkemenin M.K. 661. maddesinin unsurları ve taraflar arasındaki yasal komşuluk ilişkisi üzerinde durmadan isteğin reddine karar vermesi hatalı olup karar bu nedenle bozulmalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, zarar ile davranış arasındaki illiyet bağını belirleyip sorumluluğun unsurları gerçekleştiği takdirde, davacı PTT. nin yasa gereği eylemli durum yaratması B.K.43 maddesi gereğince değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yarılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı tarlasında çıkan yangın sonucu bu yerde bulunan davacı idareye ait telefon ve gereçlerinin yanarak zarar gördüğü tartışmasızdır. Ancak davalının tarlasındaki ekini ister biçerdöver vasıtasıyla ister orakla kaldırması durumunda tarlada anız kalacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı idareye ait telefon direklerinin zararının davalı birinin haksız eylemi sonuncu tarlasında çıkan yangın neticesinde meydana geldiği kanıtlanmış değildir. Olayda zarar ile davalıya atfedilebilecek bir eylemin bulunduğu belirlenemediği cihet'e illiyet bağının varlığından söz etme imkanı mevcut değildir.
Hukuk Genel Kurulu'ndaki müzekkereler sırasında bazı üyeler olayda kusursuz sorumluluk çerçevesinde çözüme ulaşılması gerektiğini davalının tarlasındaki yerel örfe uygun biçimde anız bırakılmasının mülkiyet hakkının taşkın olarak değerlendirilemeyeceği çıkan yangın ve bunun neticesi idarenin uğradığı zarardan kendisini sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüşlerse de çoğunlukça yukarıda açıklandığı biçimde olayda komşuluk hukukundan değil, haksız fiilden hareket edilmesi gerektiği gerekçesi ile bu görüş benimsenmemiştir.
Bu durumda mahkemece mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle davanın reddedilmesi doğrudur. O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, ikinci görüşmede onanmada oybirliği, nedeninde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy