(2942 S. K. m. 11/3) (2709 S. K. m. 46) (818 S. K. m. 53) (HGK 16.12.1992 T. 1992/18-715 E. 1992/740 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla Küçükçekmece Asliye 1. Hukuk Mahkemesinden verilen 8,2.1994 gün ve 1993/1842-1994/145 sayılı kararına vaki temyiz isteminin süreden reddini kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 30.11.1994 gün ve 1994/5-497 Esas, 1994/781 Karar sayılı ilâmın karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davalı DSİ. vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilâm ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Bilindiği üzere, Hukuk Hakiminin, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile bağlı olmadığı, ancak bir maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza ilâmı ile bu yönden bağlı bulunduğu, BK.nun 53. maddesi hükmü gereğidir.
Somut olayda, Mahkeme kararının idareye tebliğini gerçekleştiren pos-ta dağıtıcısı hakkında Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasında, dağıtıcının temyize konu ilâmı davalı idarenin ilgilisine 17.3.1994 tarihinde tebliğ etmesine rağmen, tarihi 8 yapmak suretiyle değiştirdiği vakıası sabit görülerek dağıtıcı Şaban E.'ın görevi kötüye kullanmak suçundan mahkum edildiği ve kararın 12.11.1994 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalı idarenin, karar düzeltme isteğinde gerekçe yaptığı maddi olguyu tespit eden kesinleşmiş ceza mahkemesi ilâmının varlığı gözetilerek temyiz itirazının süresinde olduğu sonucuna varıldığından karar düzeltme isteği kabul edilmeli ve Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.1994 gün 1994/5-497 Esas ve 1994/871 Karar sayılı temyiz isteğinin süreden reddine dair kararı kaldırılmalıdır.
Hukuk Genel Kurulu'nca yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı idarenin karar düzeltme isteğinin oybirliği ile kabulüne karar verildikten sonra yerel mahkemenin direnme kararına yönelik ve süresinde bulunduğu anlaşılan temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
Dava, kamulaştırma bedelinin arttırılması istemine ilişkindir.
Direnme kararı yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, arsa olarak değerlendirilmesi gereken kamulaştırılan taşınmaz malın Yasada öngörülen biçimde belirlenen kıymetinde özel haller nedeniyle 2942 sayılı Kanunun 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan (İ) bendi gereğince bir indirim yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, anılan Yasanın 11. maddesinde, kamulaştırılan taşınmazın, kamulaştırma bedelinin tespitinde, göz önünde bulundurulması gereken unsurlar tek tek gösterilmiş ve (İ) bendinde, bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüler sözcükleri yer almıştır. Bilindiği üzere 11. madde 3. fıkra (İ) bendinde, yer alan bu kavram, kamulaştırma hukukuna 1982 tarihli Anayasamızın 46. maddesi ile girmiştir. Anayasa'nın 46. maddesinin 2. fıkrasında Kanun ... kamulaştırma bedelinin tespitinde diğer objektif ölçüleri dikkate alır... sözcüklerine yer verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 16.12.1992 gün 715-740 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere 11. maddenin (I) bendine göre diğer objektif ölçüler nedeni ile Yasada öngörülen biçimde belirlenecek değer üzerinden arttırım yapılması gereken hallerde, bu değiştirmenin uygulanan metodda nazara alınan unsurları anlamsız kılacak ve adeta onları bertaraf edecek ölçüde olmaması asıldır. Anılan bendin, koşulları mevcutsa aynı biçimde değer indirimi için de kullanılmasını engelleyen bir Yasa hükmü de yoktur.
Bu yaklaşım içerisinde somut olaya bakıldığında, kamulaştırma konusu taşınmaz malın değerinin arsa olarak tespit edilmesi gerektiği hususunda davacı yönünden usulî kazanılmış hak doğduğu gibi, bu konuda Özel Daire ile yerel mahkeme arasında da bir görüş aykırılığı mevcut değildir. Ancak fiili durumda ise bu yerin şehir yerleşim merkezine bir hayli uzak olması bir yana imar parselasyonu görmediği de saptanmıştır. Hal böyle olunca taşınmazın arsa olarak saptanan değerinden (i) bendi uyarınca yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde uygun bir indirim yapılması gerekir. Bu yön gözetilmeksizin önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1 - Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile H.G.K. nun 30.11.1994 gün, 1994/5-497 - E.994/781 K. sayılı kararının kaldırılmasına oybirliği ile,
2 - Direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA bozmada oybirliği, sebebinde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy