(3402 S. K. m. 46)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İpsala Asliye Hukuk Mahkemesince dava kabulüne dair verilen 17.7.1992 gün ve 1989/468- 1992/239 sayı, kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay B. Hukuk Dairesinin 27.6.1994 gün ve 1994/5360-8751 sayılı ilâmı;
(Davacı tarafından Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonucunda verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm dairece onanmıştır. Hazine vekili bu kez 13.4.1994 günlü karar düzeltme dilekçesinde belirtilen nedenlerle onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Uyuşmazlık konusu 299 parsel 4753 sayılı Kanunun hükümleri uyarınca tesis edilen 25.12.1959 gün ve 37 numaralı tapu kaydına dayanılarak 9.6.1974 tarihinde Hazine adına tesbit edilmiş ve bu tesbite dayanılarak sicil oluşturulmuştur. Dosya arasında bulunan belgelere göre 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kurulan 15 nolu toprak komisyonunun 345 belirtmelik parsel numarası ile 1958 yılında Hazine adına belirtildiği ve bu belirtmeye dayanılarak tapuya tescil edilen taşınmazın 5.12.1959 gün ve 441 sayılı kararla davacının miras bırakanı ve babası Mustafa'ya dağıtıldığı bu dağıtıma karşı yapılan itiraz üzerine Valilikçe 3.8.1961 gün ve 429/5-1 sayılı emirle dağıtımın durdurulduğu, Köy İşleri ve Kooperatifler Başkanlığının 11.3.1975 günlü yazısı ile dağıtımın iptal edildiği, aynı Komisyonun 4.10.1979 gün ve 1 numaralı kararı ile önceki işlemlerin geçersiz kılınarak eski duruma dönüştürülmek suretiyle işlemin Köy halkına duyurulduğu anlaşılmaktadır. Davacı, 5.12.1959 gün ve 441 sayılı kararla yapılan dağıtımın durdurulmasına ve iptaline ilişkin kararların komisyonca 4.10.1979 tarihinde geçersiz kılınarak eski hale getirildiğini ileri sürmek suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/2. maddesi hükmüne dayanarak Hazine üzerindeki kaydın iptali ile adına tesciline karar verilmesi istenmiştir.3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/2. maddesi hükmüne göre Hazine adına tescil edilmiş taşınmazlardan iskan suretiyle veya toprak tevzii suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi) başka bir şart aranmaksızın hak sahipleri adına tespit ve tescil olunacağı, aynı maddenin son fıkrasında ilgililerin daha önce kadastrosu yapılan yerlerde bu maddeye dayanan talep ve dava hakkının, bu kanunun yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren 2 yıl geçmekle düşeceği belirtilmiştir. Davacı taşınmazın murisine dağıtıldığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde de bulunmuş ise de, az önce açıklandığı üzere dağıtım işlemi Valilikçe 3.8.1961 tarihinde durdurulmuş ve Bakanlığın 11.3.1975 günlü yazısı ile de iptal edilmiştir. Dosyadaki bu belge ve bilgilere göre idarece yapılan dağıtım işlemi, dağıtılan lehine tapu kaydının oluşmasından önce idarece iptal edilmiştir. Dağıtım işlemi iptal edildiğine göre lehine dağıtım yapılan kişinin bu işleme dayanmasına olanak bulunmamaktadır. 4.10.1979 gün ve 1 nolu komisyon kararı ile önceki durdurma ve iptal işlemleri geçersiz kılınmış ise de, bu kararla yeniden bir dağıtım işlemine geçilmemiş bulunmaktadır. Önceki dağıtımda idarece iptal edildiği göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Hükmün bu gerekçelerle bozulması gerekirken dairece yanlışa düşülerek onanmış bulunmaktadır. Hazinenin karar düzeltme isteği yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında yerinde bulunduğundan kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Karar: Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava konusu taşınmaz 1959 yılında 15 nolu Toprak Komisyonu tarafından 4753 sayılı Kanunun hükümleri uyarınca davacıların murisi Mustafa Parim'e verilmiştir. İdarece yapılan dağıtım işlemine dayanılarak dağıtılan lehine tapu kaydı oluşmadan önce 3.8.1961 tarihinde, dağıtım işlemi durdurulmuş ve daha sonra 5.4.1977 gün ve 68 sayılı kararla dağıtım iptal edilmiştir. Somut olayda dağıtım işleminin durdurulmasından sonra, ancak iptal tarihinden önce uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayan Beylik Gölü ve Ergene bataklığı (kararsızlık) olarak bilinen kesim, yeniden Hazine adına belirtilmiş ve tapunun 26.2.1963 gün ve 37 sıra numarasında Hazine adına kaydedildikten sonra 9.6.1974 tarihinde yapılan tapulama sırasında da, tarih ve sayısı yazılı tapu kaydına dayanılarak Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesinin 2.fıkrası hükmüne dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Anılan madde hükmüne göre Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskan veya Toprak Tevzi suretiyle verilen yerler, (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi) başka bir şart aranmaksızın hak sahipleri adına tesbit ve tescil olunur. Uyuşmazlığın çözümünde davacıların bu hükümden yararlanıp yararlanmayacağı önem arzetmektedir. Kural olarak tahsis işlemi yetkili idare amiri tarafından onanmakla lehine dağıtım yapılan kişinin mülkiyet hakkı doğar. Ancak görülmekte olan davada dağıtım işlemi iptal edildiğinden davacıların, dağıtım işlemine dayanmalarına olanak bulunmamaktadır. Her ne kadar 15 numaralı Toprak Komisyonunca, daha sonra alınan 4.10.1979 gün ve 1 numaralı kararla, dağıtım işleminin iptaline ilişkin önceki işlemlerin geçersiz kılınarak eski duruma dönüştürülmesi yolunda karar alınmış ise de, komisyonun geri alma kararı yeni bir dağıtım mahiyetinde değildir. İptal kararının idarece geri alınması iptal edilen dağıtım işlemine kendiliğinden geçerlilik kazandırmaz. İdarece bu yerler dağıtılmak isteniyorsa ikinci bir dağıtıma geçilmesi gerekir. İptal kararından sonra aynı taşınmazın davacılara veya murisine dağıtım yoluyla yeniden verildiğine ilişkin herhangi bir karar da alınmış değildir. Bu itibarla olayda davacıların iptal edilen dağıtım işlemine dayanarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/2. maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararından ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davaya konu olan 299 parsel sayılı taşınmaz, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Yasası uyarınca 5.12.1959 tarih ve 441 sayılı kararla davacı murisi adına tahsis edilmiştir. Buna rağmen daha sonra 1963 yılında davalı Hazine adına tapu oluşturulmuştur. ilk tahsisten sonra bazı itirazların olması üzerine dağıtım yapan makam. 28.3.1975 günlü kararla, 5.12.1959 gün ve 441 sayılı kararı iptal etmiştir.
Sonradan Toprak ve Iskan Müdürlüğü 15 nolu Toprak Komisyonunca alınan 28.3.1975 günlü kararın, Toprak İskan Müdürlüğü kuruluş yasasının 5 ve 9. maddelerine uygun bulunmadığını idare hukuku ilkeleri ile bağdaşmadığını belirterek 4.10.1979 tarihinde iptali yoluna gitmiştir. Ayrıca 4.10.1979 günlü kararda, 28.3.1975 günlü karar, geçersiz kılınarak eski duruma dönüştürülmek ibaresinde yer almıştır.
İdare Hukukunda genel olarak bir idari işlem iptal edilir, geri alınır veya düzeltilir. Bu idari makamın yetki alanı içindedir.
Kural olarak, mevcut bir hukuki tasarrufun geri alınması ve değiştirilmesi esas itibariyle bu tasarrufun geleceğe yönelik olan hükümlerine son vermek veya geleceği yönelik hükümlerini değiştirmek sonucunu doğurur. Buna rağmen, idarenin yaptığı hukuki tasarruf, hukuken sakat bir işlemse, idare bunu geri aldığı zaman, o işlem hiç doğmamış sayılır. Çünkü sakat bir hukuki tasarruf hukuk aleminde geçerlilik kazanamaz. Geri alınmakla hiç doğmamış sayılır.
Somut olayda, 5.12.1959 tarih ve 441 sayılı komisyon kararını iptal eden 28.3.1975 tarihli iptal kararının hukuken sakat olduğu, hatta yetki gasbı ile malül bulunduğu, idare hukuku kuralları ile bağdaşmadığı bizatihi dairenin kendisi tarafından alınan 4.10.1979 günlü kararında belirtilmektedir. Zaten idare 4.10.1979 tarihli kararla 28.3.1975 tarihli kararı iptal ederken, bozma ilamında belirtildiği üzere yeni bir düzenlemeye de gitmemiştir.
Özellikle, 1975 tarihli kararı amaçlayarak, geçersiz kılınarak eski duruma dönüştürülmek sözlerine yer vermekle 5.12.1959 gün ve 441 sayılı kararın geçerliliğine işaret etmek istemiştir. Kaldı ki, yerel Mahkemece aynı doğrultuda verilen pek çok kararda Yargıtay I. Hukuk Dairesince haklı olarak onanmıştır.
Açıkladığım nedenler ve dosyadaki deliller itibariyle, ısrar kararı yerinde olduğundan, onanması gerektiği düşüncesindeyim. Bundan dolayı da, çoğunluğun bozma gerekçesine katılmamaktayım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy