(743 S. K. m. 625, 654)
Dava: Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve kâl davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 14. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.6.1995 gün ve 1994/929-1995/515 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.10.1995 gün ve 1995/12167-13303 sayılı ilâmı;
(... Davacılar, dava konusu taşınmazda kayden paydaştırlar. Davalının ise, anılan taşınmazla ilgisi yoktur. Diğer bir deyişle 3. kişi durumundadır. Yapılanmasının ve böylece ortaya çıkan müdahalesinin haklı ve geçerli bir nedene dayandığı da anlaşılamamaktadır. Öte yandan yıkımı istenilen binanın iktisadi bir değer taşımadığı; yıkımında aşırı zarar doğmayacağı da uzman bilirkişi raporuyla saptanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanunun 625. maddesinde öngörülen üçüncü kişilere karşı olan yasal temsil yetkisinin; müdahalenin önlenilmesi istekleri yönünden vardır; yıkım istekleri yönünden yoktur şeklinde tecezzi ettirilmesi mümkün değildir. Kararda sözü edilen Hukuk Genel Kurulu kararı paydaşlar arasında görülen bir davadan dolayı verilmiştir.
Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi yanında, yıkıma da karar verilmesi gerekirken, yıkım isteğinin reddedilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, kal'i istenen davalıya ait yapının, harap, elektriği ve suyu kesilmiş, adeta M.K. 654 maddesinde tanımı yapılan baraka durumunda hafif bina niteliğinde bulunması ve bu muhdesatın kaldırılmasında zemindeki müşterek mülkiyeti koruma yönünden yarar bulunduğu aşikar olduğu gibi, somut olayda bir paydaşça kal'e muvafakat etmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağı ve bunun için de yasal himayeden söz edilmesi de mümkün bulunmadığı kuşkusuz olduğuna göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy