(3402 S. K. m. 12) (766 S. K. m. 31)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sakarya Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.2.1995 gün ve 1994/3 E - 1995/72 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Remzi T. vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.6.1995 gün ve 1995/8041 E- 1995/803 K. sayılı ilamı:
(... Dava, kadastro öncesi nedene dayalı miras payı oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Gerçekten davacının mirasçılık sıfatı kayden belgelenmiş ise de mahkemece gerek hak düşürücü süre, gerekse kesin hüküm yönlerinden herhangi bir değerlendirme yapılmadan esas hakkında hüküm kurulmuştur. Bilindiği üzere hak düşürücü süre ve kesin hüküm davanın görülebilirlik koşullarını teşkil eden ve resen gözönünde bulundurulması gereken usul kurallarıdır.
O halde öncelikle hüküm altına alınan taşınmazlara ilişkin olarak düzenlenen tesbit tutanaklarının kesinleşme tarihlerine göre halen yürürlükten kaldırılmış olan 766 sayılı Yasanın 31 ve sonradan yürürlülüğe giren 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddelerine göre değerlendirme yapılması; olayda anılan yasa maddelerinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçirilip geçirilmediğinin kesin olarak saptanması ayrıca 2525, 2527 ve 2121 parseller için daha önce açılıp kesinleşen dava dosyalarında davanın dinlenilmesi engel teşkil edebilecek bir kesin hükmün oluşup oluşmadığının araştırılması ve ondan sonra işin esasına girilerek sonucu doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 16 parça taşınmaz hakkında verilen karara yöneliktir. Yerel mahkemenin, pay oranında davanın kabulüne dair kurduğu hüküm, Özel Dairece hak düşürücü süre ve bir kısım parseller hakkında, evvelce görülen dava nedeniyle verilen karar sonucu kesin hüküm bulunduğuna ilişkin ileri sürüşlerin incelenmesi gereğine değinilerek bozulmuştur. Oysa yerel mahkemece davada gerek hak düşürücü süre, gerekse de kesin hükümle ilgili değerlendirme yapılmış ve kabul edilmemiş durumdadır. Ne var ki, dairece gerek yerel mahkemenin bu değerlendirmeleri, gerekse de esasa yönelik temyiz itirazları denetlenmiş değildir.
Bu durumda mahkemenin bozmada işaret edilen hususları değerlendirdiğine değinen direnmesi yerinde ise de gerek bu değerlendirmenin gerekse de esasla ilgili temyiz itirazlarının tetkiki için dosya özel dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda gösterilen nedenlerle direnme uygun olmakla işin esası ile ilgili davalının temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy