(2981 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve kal davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sarıyer Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne ve durdurulmasına dair verilen 1.7.1993 gün ve 1938/1145B 1998/319. sayılı kararla incelenmesi davacı ve davalılardan Orhan T. vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.7.1994 gün ve 14668-9913 sayılı ilamıyla (... dosya içeriğine ve toplanan delillere göre davalıların tüm, davacının ise öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine ancak 2981 sayılı yasanın 14. maddesinde tahsis belgesi verilemeyecek olanlar sayılmış... Milli Savunma Bakanlığına tahsis edilmiş ya da tahsis edilmese bile anılan Bakanlık tarafından el konulmuş taşınmazlar... için kişilere tapu tahsis belgesi verilemeyeceği öngörülmüştür. Bu durumda davalının Orhan T. ve Nuri Y.'a verilen belgeler söz konusu buyurucu nitelikteki yasa hükmü karşısında geçersizdir. O halde davalılar Nuri ve Orhan yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, 3290 sayılı yasanın 13. maddesinden söz edilerek davanın durdurulması biçiminde hüküm kurulması doğru değildir.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Yerel mahkeme ile özel daire arasındaki uyuşmazlık dava dışı hazineye ait tapulu taşınmazın bir kısmının önceden akaryakıt boru hattı geçirilmesi nedeniyle milli savunma bakanlığına tahsis edilmiş olmasına karşın buraya inşa edilen gecekondulara verilmiş tapu tahsis belgelerinin idari yoldan iptal edilip ortadan kaldırılmadıkça eldeki davanın adli yargı yerinde görülüp görülmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
İdare Hukuku öğretisinde ifade edileceği üzere bir tasarrufun maddi veya hukuki yapıcı unsurlarının yokluğu bu tasarrufun da yok (hükümsüz) sayılması sonucunu doğurur. Yokluk halinde idare mahkemesinin görev alanına giren ve onun tetkik edeceği bir durum söz konusu olamaz kural olarak bir hukuki tasarruf ortaya çıkmış ve etkisini de göstermiş ise bunun unsurlarındaki sakatlığı mutlak butlanı tesbit edecek ve müeyyidesini de uygulayacak olan yargı yeri idari yargı yeridir.
Hemen belirtmelidir ki idare hukuku yönünden yokluk ile butlan arasında esaslı mahiyet ve hüküm farkları olmakla beraber ne gibi sakatlıkların yokluk ve ne gibi sakatlıkların butlan sonucunu doğuracağını tayin etmek her zaman kolay olmaz ve bu değişmez bir ölçü (kriter) de bulunamaz. Nitekim, bazı butlan hallerinin çok ağır noksanlar, derin ve esaslı tarzdaki sakatlıklardan ötürü yokluğa yakın olduğu ifade edilmektedir.
Bilindiği üzere imar ve gecekondu mevzuatına uygulanacak bazı işlemler hakkındaki 2981 sayılı kanunun 14. maddesinde bu kanun hükümlerinden yararlanamayacak olan yapılardan söz edilmiş ve b bendinde de (... milli savunma bakanlığına tahsisli olan veya tahsissiz olan milli savunma bakanlığınca kullanılmakta bulunan arsa ve araziler üzerinde inşa edilen yapılarına bir yıl içinde askeri makamlardan muhafazası için izin alınmayan yapılar..) hükmüne de yer verilmiştir. Yukarıda değinilen kanun hükümlerinden yararlanacak yapılara verilen tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi de değildir.
Somut olaya konu gecekondu niteliğindeki binaların 178 ada 52 parsel sayısı ile dava dışı hazine adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın milli savunma bakanlığına tahsis edilmiş ve tahsisin emniyet ve bütünlüğünü tehlikeli ölçüde etkileyebilecek olayların önlenmesi ileriye dönük gerekli tedbirlerin alınması için 1091 sayılı MHK. ile davacı P.O.A.Ş. genel müdürlüğünün denetimine verilmiş arazi kesimine akaryakıt boru hattına isabet ettikleri uzman bilirkişilerce kesin olarak saptanmış durumdadır. Hal böyle olunca esasen milli savunma bakanlığına yapılan tahsisten sonra yasanın açık hükmüne rağmen önceden tahsis yapılan bakanlıktan izin alınmadan verilen tapu tahsis belgesi yapıcı hukuki unsurlardan yoksun ve yokluk hükümsüzlük ifade eden bir belge olarak değerlendirilmelidir. O itibarla Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 03.04.1996 gününde oyçokluğuyla ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Mahkemelerin kuruluşu, görev yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir (Anayasa md. 142.). 2577 sayılı kanunun 2. maddesinde idare dava türleri açıklanmış ve bu işlerin Danıştay bölge idare mahkemeleri idari mahkemeler ve vergi mahkemelerinde çözümleneceği 1. maddede hükme bağlanmıştır.
2981 sayılı kanun uyarınca düzenlenen tahsis belgesinin idari bir işlem olduğu yönünde yüce genel kurulu ittifak hasıl olmuştur. Bu belgelerin iptali davalarının idari yargı yerinde görüleceği konusu da tartışmasızdır. Sayın çoğunluk 2981 sayılı kanunun 3. maddesi kapsamında bulunan yerlerdeki yapıların bu kanuna uyulması dışında olduğu halde, oluşturulan tahsis belgesinin yokluğa yakın bir butlan sebebi ile malul olması karşısında işin bir kerre de idari yargıda irdelenmesini gereksiz bulmuştur.
Söz konusu tasarrufun yokluk içinde olmadığı da tartışmalar sırasında ifade edilmiş, Çoğunluk tarafından bu görüş kabul edilmiştir. O sebeple yokluk içinde olan idari tasarruflar iptal edilmediği veya geri alınmadığı halde adli yargıda dikkate alınması gerekip gerekmediği konusu tartışma dışındadırlar.
Butlan halini kademelendirmek yokluğa yakın butlanla malul idari işleri adli yargıda yok farz etmek mümkün değildir. Kaldı ki davalıya verilen tahsis belgesinin 2981 sayılı kanunun 3. maddesinde gösterilen yerlere ilişkin olup olmadığı da merciince tartışılmadan bu belgeyi batıl kabul etmek de mümkün değildir. Kanun İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Askeri Yasak Bölgeleri ve güvenlik bölgelerinde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait hareket eğitim ve savunma amaçlı yapılarda bu kanun hükümleri uygulanmaz hükmünü taşınmaktadır. Söz konusu sahaya daha önce petrol taşıma amaçlı boru döşendiği ve bir kanun hükmünde kararname ile Türkiye Petrolleri anonim şirketine devredildiği anlaşılmaktadır. Bu davanın yukarıda açıklanan nitelikte olup olmadığı, idarenin kanunda açıkça yer alan bir yasaklamaya uymayarak davalıya tahsis belgesi verdiği konusu tartışmaya açıktır. Bu yönü milli adli yargıda tartışmak 2577 sayılı kanunla anayasanın 42. maddesine uygun belirlenen yetki görev ayrımına uygun düşmez. Yüce Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna yetki ve görev açılmıştır.
Yerel mahkemenin direnme kararı doğrudur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy