(6762 S. K. m. 704, 702) (743 S. K. m. 903)
Dava: Taraflar arasındaki "istirdat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne verilen 12.4.1994 gün ve 1993/883, 1994/394 sayılı kararın incelenmesi davalı N. H. vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay Hukuk Dairesinin 22.5.1995 gün ve 1995/3126-4145 sayılı ilâmı;
( ...Davacı vekili, müvekkilinin yasal hamili bulunduğu 15.7.1993 tarih ve 15.000.000 lira meblağlı çekin önceleri şirket muhasebecisi olan davalılardan Eyüp tarafından çalınarak ciro edilmek suretiyle diğer davalıya verildiğini, davalı Necat'ın çekin çalıntı olduğunu bilebilecek bir durumda olup iyi niyetli olmadığını ileri sürerek çek yaprağının istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı N. H. vekili cevabında, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Eyüp beyanında, dava dışı H. Özay'dan aldığı çeki bir miktar para karşılığı yeğenine verdiğini, onun da kendinin tanımadığı diğer davalıya verdiğini belirtmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, tanık anlatımlarına nazaran, davacının sattığı mal karşılığı aldığı ve yasal hamili olduğunu çekin davacı şirkette çalışan davalı Eyüp tarafından haksız olarak elde edilerek ciro edildiği, diğer davalının da iyi niyetli olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulü ile çekin davalılardan istirdadına karar verilmiştir.
Davalılardan N. H., dava konusu hamiline yazılı çekin hamili bulunmaktadır. Bu durum karşısında davacının hamile karşı dava konusu iddiasını ileri sürebilmesi için kendisinin kötü niyetli olduğunu ispatlamak zorundadır. Kıymetli evraka ilişkin hükümler bu yolda olduğu gibi, M.K. 903. maddesi de aynı ilkeyi benimsemiş bulunmaktadır. Mahkemece bu husus dikkate alınmadan bu davalı yönünden davanın kabulü doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, TTK. nun 702. maddesinde; "cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran bir kimse, son ciro beyaz olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, salahiyetli hamil sayılır..."hükmüne yer verilmiştir.
Aynı yasanın, "kaybedilen çek" başlıklı 704.maddesinde de, çek, herhangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702. maddeye göre ispat etsin. Çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükellef olduğu hükme bağlandığına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı N. H. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy