(6762 S. K. m. 1320, 1266)
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.6.1995 gün ve 1994-749 E - 1995/444 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.9.1995 gün ve 1995/5994-6906 sayılı ilâmı:
( ... Davacı vekili müvekkiline ait ve davalı şirkete sigortalı işyerinden 6.8.1994 günü yapılan hırsızlık sonucu uğradıkları zararın karşılanmadığını ileri sürerek, 178.500.000 liranın olay tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçe genel şartları uyarınca sigortalının hizmetinde bulunan kimseler tarafından yapılan hırsızlıkların teminat dışı olduğunu, süresinde hasar ihbarında bulunulmadığını ve hakem bilirkişi prosedürünün işletilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre süresinde hasar ihbarının yapıldığı, ancak hırsızlık iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı sigortacı, olayın sigortalının hizmetindeki kimseler tarafından yapıldığının ihtimal dahilinde bulunması nedenine dayalı olarak zararın teminat dışı kaldığını savunmasına, hırsızlığın hiç yapılmadığını ileri sürmediğine ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda dahi hırsızlık iddiasına konu yere girmenin mümkün olduğu belirtildiğine göre; mahkemece, zararın teminat dışı kaldığı iddiasını ispatlamak yükünün davalıya düştüğü gözetilerek toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu yerden hırsızlık yapılmadığı gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy