(818 S.K. m. 249)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 24. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 7.3.1995 gün ve 1993/164-95/146 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 31.10.1995 gün ve 1995/8244-9384 sayılı ilamı:
(... Davacı, davalıya ait taşınmazı bayan kuaförü yapmak üzere 1.5.1992 tarihinde kiraladığını, davalının apartmanı yönetiminden aldığını iddia ettiği, burada bayan kuaförü olarak faaliyet gösterilmesine onay verildiğine ilişkin yazıyı ibraz ettiğini, inanarak burada görevini gereği gibi yerine getirmek için faydalı ve zaruri giderler yaptığını, ancak apartman sakinlerinden birinin şikâyeti üzerine, faaliyetinin belediye encümeninin 24.11.1992 tarihli kararı ile men edildiğini, davalının ibraz ettiği belgenin kandırmaya yönelik olduğunu, apartman sakinlerinin muvafakatını sağlayamadığını, akti fesh ettiğini, zarara uğradığını ileri sürerek iyi niyetle yaptığı masraf bedeli 132.193.000 TL., 10.000.000 TL kâr mahrumiyetinin davalıdan faizi ile birlikte tahsilini, ayrıca 100.000.000 TL'lik teminat senedinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 1.5.1992 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kiralananın "bayan kuaförü" olarak kullanılacağı kabul edilmiştir. Gerek sözleşmenin bu hükmünden, gerek toplanan diğer delillerden davalı kiralayanın, kiralananı "bayan kuaförü" salonu olarak kullanılmasını sağlama taahhüdü altına girdiği açıkça anlaşılmaktadır. BK. 249 maddesi hükmü uyarınca, kiralayan kiralananı akitten maksut olan kullanmaya salih bir halde, kiracıya teslim etmek ve kira müddeti süresince bu halde bulundurmakla yükümlüdür. Davalının bu edimini yerine getirmediği ve bu nedenle davacının sözleşmeyi fesih etmekte haklı bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı gerek kiralanana yaptığı giderleri gerek daha önce ödediği teminatı geri isteyebilir. Mahkemece bu yön gözetilerek işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme ararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire Bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 5.3.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy