(818 S. K. m. 11, 12) (1086 S. K. m. 186)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.6.1994 gün ve 1993/382 Esas, 1994/334 Karar sayılı kararın incelenmesi davacı vekili ile davalılardan E. Ö. vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 23.12.1994 gün ve 1994/9275 Esas, 1994/12047 Karar sayılı ilamı:
(..... Dava, şahsi hakka dayanarak taşınmazın tescili isteminden ibarettir.
Arsa sahibi S. Ö. ile yüklenici E. Ö. arasında 15.8.1990 gününde bir eser sözleşmesi düzenlenir. Bu eser sözleşmesi ile 2 ve 3 nolu bağımsız bölümler arsa sahibine bırakılarak, diğer bağımsız bölümler edimine karşılık yükleniciye ait olacaktır. Yüklenici 2 numaralı bağımsız bölümü 29.7.1991 tarihinde M. Ö.'a haricen satmıştır.Sonradan bu haricen satış işleminin yazılı belgedeki tarihinin 29.7.1991 değil de 29.8.1991 olduğunu, hem yüklenici E. Ö., hem de haricen alan M. Ö. kabul etmişler ve harici satışın 29.8.1991 günü olduğu temlik ve temellük edenin kabulünde bulunmuştur. Oluşa göre 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümleri 6.8.1991 günlü bir satış vaadi sözleşmesi ile yüklenici E. Ö.'e satmayı vaad etmiş ve bedelini de almış bulunduğu metne geçmiştir. İşte bundan sonra yüklenici 29.8.1991 tarihinde satış vaadi ile almış bulunduğu bu iki bağımsız bölümden 2 numaralı olanını davacı M. Ö.'a temlik etmiştir. Bu temlikin tarihinin 29.8.1991 olduğu gerek temlik eden tarafından ve gerekse temellük eden tarafından kabul edilmiştir. Bu temlik E. Ö. ile M. Ö. arasındadır. Bu kişiler temlikin tarihini 29.8.1991 olduğu gerek temlik eden tarafından ve gerekse temellük eden tarafından kabul edilmiştir. Bu temlik E. Ö. ile M. Ö. arasındadır. Bu kişiler temlikin tarihini 29.8.1991 yazacakları yerde yanlışlıkla 29.7.1991 olarak yazıldığını kabul etmeleri karşısında arsa sahibi S.'in temlikin 29.7.1991 tarihinde olduğuna dair iddiası hayatın olağan akışına ters düşmektedir. Zira satış vaadi ile alan kişi inşaat sözleşmesi ile arsa sahibi S.'e düşen daireyi ondan aldığını, eser sözleşmesi ve satış vaadi sözleşmesini göstererek M. Ö.'a bu hakkını temlik etmiştir. Eğer satış vaadi sözleşmesinden önceki tarihi taşıyan 29.7.1991 tarihinde 2 numaralı dairenin satışı mevzubahis olsaydı 15.8.1990 tarihli eser sözleşmesinde bu bağımsız bölüm arsa sahibine ait bulunduğu için alıcı M. Ö.'ın yükleniciye ait olmayan ve arsa sahibine ait bulunan bağımsız bölümü almaktan kaçınması gerekirdi. Bu sebeplerle E. Ö. ile M. Ö.'ın temlikin tarihi hakkındaki beyanlarını olaya uygun olarak kabul etmek gerekmiştir. Satış vaadi ile alan E. Ö. 2 numaralı daireyi M. Ö.'a temlik ettiğine göre bu temlikten sonra E. Ö.'ün yerine M. Ö. geçmiş bulunmakta olduğundan E. Ö.'ün tekrar S. ile biraraya gelerek adi yazılı bir belge ile 6.8.1991 günlü satış vaadi sözleşmesini fesih ile ortadan kaldırmalarına itibar edilemez. Çünkü E.'in hakkı özde M. Ö.'a geçmiştir. Artık dava satış vaadi sözleşmesi uyarınca arsa sahibi S. Ö.'in satmış bulunduğu 2 numaralı bağımsız bölümün tescili istemine dönüşmüştür. 6.8.1991 günlü sözleşme resmi olarak düzenlenmiştir. E. Ö.'ün S. ile yanyana gelerek Borçlar Kanun'un 11 ve 12. maddeleri yarınca satış vaadi sözleşmesini yazılı bir senet ile kaldırmak istemeleri M. Ö. bakımından geçerli sayılamaz.
Ne var ki sefahatta tapu maliki S. kat irtifakı kurulup 2 numaralı bağımsız bölümü F. T. isimli dava dışı kişiye tapudan ferağ ettiğine göre HUMK.nun 186. maddesi uyarınca davacıya seçimlik hakkını kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak ona göre davaya yön vermek gerekeceği üzerinde durulmalı idi. Bu husus da tamamlanmıştır. O halde yukarıda yazılanların ışığı altında işlem yapılıp delillerin değerlendirilmesi lazım gelirken buna uyulmadan red kararı verilmesi doğru görülmemiştir.....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekili ile davalılardan E. Ö. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy