(2004 S. K. m. 277, 280)
Dava: Taraflar arasındaki "satışın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyoğlu Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 05.07.1994 gün ve 1991/213 Esas, 1994/379 Karar sayılı kararın incelenmesi, davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26.12.1994 gün ve 1994/4956-7886 sayılı ilamı ile; ( ...Dosyaya giren Beyoğlu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nin 1991/345 Esas sayılı dosyasına ait bilirkişi raporlarından 28.12.1993 günlüsünde 1.027.441.500.- TL., 26.04.1993 günlüsünde ise, 1.400.000.000.- TL. değer takdir edilen taşınmaza bu kez eldeki dava dolayısıyla alınan bilirkişi raporunda 294.443.540.- TL. değer biçildiği görülmüştür. Anılan raporlar arasındaki fahiş fark bir yana itilerek ve rapor mahkemece hiç tartışılmadan ( HUMK. Md. 283 ). icabında ilgili dava dosyası da celbedilmeden; yukarıda sözü edilen 26.04.1993 günlü rapordan muhtelif alacaklar lehine üzerinde 502 milyon liralık ipotek bulunduğu anlaşılan taşınmazın değeri 294.443.540.-TL iken mevcut ipoteklerle birlikte 300.000.000.- TL'ye satın alınmasının hangi nedenle olağan olabileceği hususu üzerinde durulup, buna açıklık getirilmeden hükme varılması doğru olmamıştır.
Öte yandan, İ.İ.K. 277 ve ardından gelen maddeler uyarınca açılan iptal davalarında aciz vesikası dava koşulu olup bu koşulun dava açılmazdan önce yerine getirilmesi zorunlu değildir. Davada yargılama esnasında 04.09.1992 günlü aciz belgesi dosyaya ibraz edildiğine göre mahkemenin aciz belgesinin ibraz edilmediğine dair gerekçesi de dosya muhteviyatına uygun düşmemiştir.
Bunların yanında; satın alanlardan Ayla'nın, borçlu şirketin koordinatörü Haluk adlı kişinin eşi olduğu dava dilekçesinde bildirilmiş, davalı tarafça buna karşı çıkılmamıştır. Bu durumda, hakkında muhtelif takipler bulunan borçlu şirketin tediye kabiliyetini kısmen de olsa kaybettiğini davalı Ayla'nın bildiği ya da en azından bilmesi gerektiği açıktır. O halde durumun İİK.'nun 280. maddesinin 1 ve 2. fıkralarınca değerlendirilmesi gerekirken bu husus düşünülmemiştir.
Açıklanan şekliyle noksan inceleme ve hatalı değerlendirmeyle verilen kararın bozulması gerekir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 15.05.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy