(818 S. K. m. 365) (2886 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasındaki "muarazanın men'i ve menfi tespit" dâvasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 9. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 20.10.1994 gün ve 1994/224 - 744 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 13.11.1995 gün ve 1995/3047 - 6422 sayılı ilâmı;
(... Taraflar arasındaki sözleşmenin eki Özel Teknik ve İdare Şartname uyarınca, davacının yapımını üstlendiği konutların brüt 60 m2. kalorifersiz, her katta 4 daire olarak bodrum + 5 katlı bina grupları halinde imali öngörülmüş ve işin fiyat farkı uygulamasını düzenleyen anılan şartnamenin 11. maddesinde "kaba inşaatı yapılmamış her bir daire ve dükkan için (temel dahil, bodrum katları için üstündeki katın bağımsız bölüm toplam sayısı alınarak aynı esaslarla bu farklar ödenecektir). Akaryakıt 1200 kg. yuvarlak demir 5500 kg. ve çimento 35 ton" malzeme kullanılacağı varsayılmıştır. Görülüyorki, varsayıma dayalı sözleşmenin bu hükmünü özel şartnamede belirtilen malzeme kullanılmış olsun veya olmasın mutlaka bu miktarlar üzerinden fiyat farkı ödeneceği şeklinde yorumlamak olanaksızdır. Esasen kullanılmamış malzeme miktarı için de davalı iş sahibinin fiyat farkı ödemesi, işin amacına uygun düşmez. O halde, mahkemece konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla yerinde keşif yapılarak davacının yüklendiği iş kapsamındaki her bir konutta kullanılan malzemenin gerçek miktarı saptanmalı, bunlara sözleşmeye göre uygulanacak fiyat farkı hesaplattırılarak alacak - borç ilişkisi hakkında sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Bu hususlar üzerinde durulmadan sözleşmenin yorumunda yanılgıya düşülerek, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hükme varılması doğru olmamıştır...) gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü le, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 26.02.1997 gününde yapılan ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığı için, ikinci görüşmede 05.03.1997 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Çekişme eser sözleşmesinden doğmuştur. Sözleşmede davacının yapımını üstlendiği göçmen konutlarında bedelin götürü ve birim fiyatın 540.500,- TL/m2 olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında, sözleşmenin eki olup 2886 sayılı Yasa'nın 12. maddesi hükmünce davalı bakanlık tarafından tek yanlı hazırlanmış Özel Teknik ve İdare Şartnamesinin 11. maddesiyle konut başına 1200 kg. mazot, 5500 kg. 12'lik demir ve 35 ton çimento "hesabı ile kabul edilerek" malzeme fiyat farkı ödeneceği kabul edilmiştir. Bu haliyle götürü bedel metrekare için 540.500.- TL. ile anılan cins ve miktarda malzemenin fiyat farkından ibarettir. BK.nun 365. maddesi hükmünce yanlar bu koşulla işin yapımında ve bu bedelin ödenmesinde kendilerini serbest iradeleriyle bağlamışlardır.
Davalı her türlü hesabını yapmış, tek yanlı fiyat tespit etmiş, davacı yan da bu fiyatla işi yapabileceğini kabul etmiştir. İşin vardığı son aşamaya değin ödemeler buna göre yapılmış, kesin hesap çıkarılmıştır.
Her bir konutta kullanılan malzeme miktarına göre fiyat farkı verilmesi düşünülmüş olsa idi, şartnameye anılan değerlerin konulmasına gerek kalmazdı. Yanlar genel kuruldan ayrılarak 88/18181 sayılı Bakanlar K. Kararının 9.1. maddesi hükmüne uyarak malzeme fiyat farklarının ne şekilde ödeneceğine dair özel hükümde birleşmişlerdir. Çoğunluğun kabulü gibi, bu kadar malzeme kullanılacağı "varsayılmış"; diğer anlatımıyla öngörülmüş değildir. Bu miktar ve cins malzeme baz alınarak fiyat farkı ödeneceği kararlaştırılmıştır. Şartname hükmü duraksamaya ve başka bir yoruma açık olmayacak kadar nettir.
Başbakanlık müfettişlerince saptanan hususlar, tutarsızlığı merciince kabul gördüğünde Bakanlığın kendi bünyesi içinde halledilecek konulardandır. Şartnameye böyle bir hükmün konulmasında davacı yanın iştirakinin varlığı her halde söylenemez.
Açıklanan bu nedenlerle direnme kararı, usul ve yasaya uygundur. Bunun için onanmalıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesi de bunu gerektirir. Ahde vefa kuralına öncelikle devletin uyması O'nu üstün kılar.
Bu nedenlerle çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy