(818 S. K. m. 364, 366)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.11.1994 gün ve 1992/786-1994/855 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 5.7.1995 gün ve 1995/2411-4207 sayılı ilamı:
(...Yanlar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. İş bedeli ve teslim tarihi belirlenmemştir. Bu durumda bedelin yapılan işe göre bilirkişi marifeti ile tayini B. 366. maddesine uygundur. Davacının emsal gösterdiği fiyatlar, yapılan iş görülerek takdir edilen bedel yanında aradaki farka göre sonuca etkili olamaz. İşin teslim süresinin de yapılacak işin niteliğine ve olağan akışına göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Davacı sözleşmeden itibaren 16 ay geçtiğini ileri sürmekte, davalı ise kalan bedel ödenmediğinden işin ikmal ve teslim edilmediğini bildirdiğine göre geçen süre içerisinde işin tamamlanabileceğine karşı çıkılmamıştır. Eser sözleşmesinde olayda olduğu gibi aksi kararlaştırılmamış ise yüklenici edimini yerine getirmekle bedeli hak kazanır (BK. Md. 364). Bu nedenle işin ikmal ve teslim edilmesinden sonra kalan ücretin ödenmesi gerekeceğinden mahkemenin bağlı kaldığı bilirkişi raporundaki görüşün aksine, olayda direngen duruma düşen ve dolayısıyla kusurlu olan taraf davalı ve karşı davacı yüklenicidir. O halde davacı ve karşı davalı tarafından 25.8.1992 gününde Ankara 20. Noterliği'nden gönderilen ihtarnamede tebliğden itibaren kendisine işin yapılması için 10 gün süre verilen davalı ve karşı davacının verilen sürenin bitimiyle birlikte direngen duruma düştüğünün kabulü zorunludur. Bu tarihten sonra davacı iş sahibi yararına gecikme nedeniyle mahrum kalınan isteme, doğan zarara hükmedilmesi gerekirken ifadan vazgeçip gecikmeden doğan zararı isteyen davacının buna dair isteminin tümden reddi doğru olmamıştır.
Davalı ve karşı davacı dava dilekçesinde kalan iş bedeli için reeskont faizi istemiş olduğu halde 3095 sayılı yasannı 2. maddesine uygun bir istem yerine %30 oranında yasal faize hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA 26.02.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy