(6762 S. K. m. 4, 20, 25)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 6.4.1995 gün ve 1994/1210-1995/463 sayılı kararın incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11.12.1995 gün ve 1995/5744-7320 sayılı ilamı; (...Davacı yüklenici 15.10.1993 tarihli teklif mektubunda; verilen numuneye uygun 500 adet çağrı cihazı çantası yapmayı taahhüt etmiştir. Davacı 25.10.1993 tarihinde yapmış olduğu çağrı cihazı çantalarını davalı iş sahibine teslim ettiğini ileri sürerek bedelinin ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davaya verdiği cevabında 25.10.1993 tarihinde teslim edilen çantaların verilen numuneye uygun olmadığından dolayı önce sözlü olarak durumu davacıya bildirdiğini ayrıca 3.11.1993 tarihli yazı ile de çantaların ve bunlara ilişkin faturanın en kısa zamanda aldırılmasını karşı taraftan istediklerini bildirmiştir.
Davalı 3.11.1991 tarihli yazıyı ibraz etmiş ve ayrıca bu hususta şahitleri bulunduğunu ve dinlenmesini istemiştir. Davacı vekili de 18.11.1994 delil listesinin 4. sırasında 3.11.1993 tarihli ve 10.11.1993 tarihli yazışmalara dayanmıştır.
Mahkemece 3.11.1993 günlü yazının 9.11.1993 tarihinde davacıya gönderildiğinde ve ileri sürülen numuneye aykırılığında (renk farklılğı) açık ayıp niteliğinde bulunduğundan ve süresinde bildirilmediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa davalının 3.11.1993 tarihinde yani teslimden 8 gün sonra davacıya ayıp ihbarı ile ilgili yazıyı yazdığı, ancak bu yazının davacıya 9.11.1993 tarihinde ulaştığı anlaşılmaktadır. Sözleşme konusu 500 adet çantanın teslim edildiği yer ve davalının A.Ş. olması çantaların adedi gözetildiğinde bu ihbar süresinin makul bir süre olup olmadığı ve ayıp ihbarının daha önce şifahi olarak yapıldığı hakkında davalının gösterdiği tanıklar da dinlendikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılarak teslim edilen çantaların numuneye uygun olmadığının davalı tarafından zamanında ihbar edildiğinin anlaşılması halinde bu çantaların davalı tarafından kabule icbar edilebilecek nitelikte olup olmadığı bilirkişiden alınacak raporla saptanıp kabule icbar edebilecek nitelikte olduğu saptanırsa kusuruna tekabül edecek miktarının bedelden indirilmesi, aksi halde yani kabule icbar edilemeyecek derecede kusurlu bulunması halinde çantaların iadesi şartı ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkemece hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimseen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 16.04.1997 tarihinde karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy