(3402 S. K. m. 16, 24)
Dava: Taraflar arasındaki "tespite itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Boğazlıyan Kadastro Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.11.1995 gün ve 1994/88-1995/213 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 08.02.1996 gün ve 1996/717-806 sayılı ilamı ile; ( ... Kadastro sırasında 109 ada 25 parsel sayılı 8464 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz öncesi hali arazi iken tarla haline getirtildiği ancak zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığından tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı İsmail, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve dava konusu parselin 4000 metrekarelik ( A ) bölümünün davacı adına, geri kalan kısmın tespit gibi tapuda tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşulları gerçekleştiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davacının dayandığı iskanen oluşan tapu kaydının keşfen uygulaması yetersiz olduğu gibi bilirkişi kayıttaki sınırları yeterli biçimde gösterememiş, tanık ve bilirkişi sözleri komşu parsellere ait kayıt ve belgelerle denetlenememiş, kadastro tespiti sırasında toprak tevzi paftasına göre mer'a olarak bırakılan kısım içersinde kaldığı keşiften sonra Kadastro Müdürlüğü'nün 11.10.1995 tarihli yazılarıyla bildirildiği halde, 4753 sayılı Yasa hükümlerine göre düzenlenen pafta ile kadastro paftası birlikte uygulanıp ablike edilmemiştir. Ayrıca komşu 126 sayılı parselin kadastro tutanağı ile dayanağı kayıt ve belgeler getirtilerek yerine uygulanmamış, hazinenin iddiası yönünden dava konusu yerin mer'a olup olmadığı yöntemine uygun biçimde araştırılmamıştır. Bir taşınmazın Mer'a olarak kabul edilebilmesi için o yerle ilgili ya mer'a tahsis kararı veya kaydının bulunması ya da o yerin başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri eylemli şekilde mer'a olarak kullanılması gerekir. Mer'alık iddiası ile ilgili davalarda dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların davanın sonucunda yararı bulunmayan komşu köylerden gösterilip seçilmeleri zorunludur. Açıklanan bu konularda gereği gibi araştırma yapılmadan tek bir yerel bilirkişinin soyut içerikli beyanı hükme esas alınması doğru değildir.
O halde komşu 126 sayılı parselin tutanağı ile dayanağı kayıt ve belgeler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu yer ve yöre ile ilgili mer'a tahsis kararı ve kaydı olup olmadığı sorulmalı, davanın sonucunda yararı bulunmayan komşu köylerden çekişmeli taşınmazı ve çevresini iyi bilen olabildiğince yaşlı, yansız bilirkişiler seçilmeli, taraflardan aynı yönteme göre tanık göstermeleri istenmeli, önceden dinlenen bilirkişi ve tanıklar ile kadastro tespit bilirkişileri ve belirtmelik bilirkişileri tanık sıfatı ile çağrılarak yeniden yapılacak keşifte davacının dayandığı iskanen oluşan tapu kaydı ile tarafların dayandığı diğer kayıt ve belgeler, komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanağı belgeler, belirtmelik tutanağı, varsa mer'a tahsis kararı ve krokisi yerel ve teknik bilirkişi aracılığı ile gereği gibi yerlerine uygulanmalı, 4753 sayılı Yasaya göre oluşturulan pafta ile kadastro paftası ablike edilmeli ve böylece kayıtların kapsamları belirlenmeli, keşfi izlemeye olanak verecek ve çevre parselleri kapsar biçimde birleşik kroki çizdirilmeli, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimlerin ilk defa, hangi tarihte zilyet ettiği, zilyetliğin süresi, sürdürülüş biçimi, zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup ayrıntılı biçimde saptanmalı, beyanlar arasında aykırılık doğduğu takdirde giderilmeli, tanık ve bilirkişi sözleri komşu kayıtlarla denetlenmeli, Ziraat Mühendisi bilirkişiden taşınmazın nitelikleri ( bitki örtüsü, toprak yapısı, işleniş tarzı, süresi, öncesinin mer'a olup olmadığı ) yönünden teknik verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın öncesinin mer'a olduğunun belirlenmesi halinde kamu malı niteliğindeki mer'aların zilyetlikle mülk edinilemeyeceği düşünülmelidir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.03.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy