(3095 S. K. m. 3) (818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasındaki tesbit ve muarazanın men'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 22.2.1994 gün ve 1992/415 E. 1994/117 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 3.4.1995 gün ve 1994/4148-1995/3090 sayılı ilamı;
... Mahkemece hükme dayanarak yapılan bilirkişi raporuna karşı, davalı Banka vekili, bilirkişi mütalaasının sözleşme hükümleri karşısında yeterli kabul edilmeyeceğini ileri sürerek, söz konusu rapora itirazda bulunmuş olduğu gözetilip olanak bulunduğu takdirde Öğretim Üyelerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kurulundan iddia ve savunma çerçevesinde durumun incelenmesi ve ilk raporda öne sürülen görüşler de karşılanmak suretiyle yeni bir rapor alınması gerekirken, bu yön düşünülmeden alınan ek raporla yetinilip yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, kredi kartı üyelik sözleşmesine göre davacıya verilen kartı kullanımından doğan davalı banka alacağının ne şekilde hesaplanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasındaki 8.1.1990 tarihli sözleşmenin 7. maddesinde, satış belgelerine istinaden ve nakit çekme işlemlerinden ötürü, üye'nin hesabına yapılarak borç kayıtlarının bankaca belirlenecek tarihlerde 30 günlük devrelerle, ekstreye dökülerek bildirileceği, üye (davacı)'nın Türkiye'de yaptığı harcamalarda, ekstrede bildirilen toplam borç tutarının en az % 20'sini (dilerse tamamını) ekstrede belirtilen son ödeme tarihine kadar yatırabileceği, toplam borcun % 20'sini hesabına yatırmadığı takdirde, ekstre tarihi olan hesap kesim tarihinden itibaren geciken asgari ödeme tutarı için % 8, 29 oranında, temerrüt faizi, KKDF, BSMV ve gecikme komisyonu talep edebileceği, asgari ödeme tutarının üzerindeki kısım için aylık % 7.77 kredi faizi ödeneceği hükmü bağlanmıştır. Mahkeme, bankanın her ay normal faiz ve temerrüt faizlerini, varsa nakit çekme komisyonunu ana paraya ilave ederek faiz kapitalizasyonu yaptığını, bu şekilde faize faiz yürüttüğünü, kredi kartının geçerlilik süresince düz faiz yürütmesi gerektiğini kabul etmiştir. Oysa; sözleşmenin 7. maddesinde asgari ödenmesi gereken tutarın üzerindeki kısma uygulanması gereken faizin % 7,77 olduğu belirtilmiştir. Bu hükümde yer alan faiz, akdi faiz niteliğindedir o nedenle de borçluya ihtarname keşide edilerek temerrüde düşürülmesi dolayısıyla ana paraya ilave edilerek temerrüd faizi yürütülmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Zira B.K.'nun 104/son ve 3095 sayılı Yasanın 3. maddesinde sadece geçmiş günler faizinin (temerrüt faizinin) tediyesinde temerrüt sebebiyle faiz yürütülemeyeceği öngörülmüştür. Bu düzenlemenin akdi faizi kapsamadığı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca açıklanan ilke doğrultusunda, araştırma ve inceleme yapılarak davacının, davalı bankaya borçlu bulunup bulunmadığı konusunda uzman bilirkişi kurulundan ayrıntılı rapor alınıp uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yönler düşünülmeksizin önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy