(1086 S. K. m. 73, 187, 213) (7201 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 06.04.1995 gün ve 1995/77-194 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 18.12.1995 gün ve 1995/12224-13816 sayılı ilamı ile; ( ...Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim iki tarafın iddia ve müdafalarını beyan etmeleri için Kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez ( HUMK. m. 73 ). "Tahkikat sırasında taraflara çıkarılacak çağrı kağıtlarında, tarafların belli günde mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, tahkikata yokluklarında devam edileceği bildirilir" ( HUMK. 213/2 ). "....sözlü yargılama ve hüküm için tayin olunacak günde mahkemede hazır bulunmak üzere iki taraf davet olunur. Taraflara çıkarılacak davetiyede belli edilen günde mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yargılamaya yokluklarında devam edileceği ve hüküm verileceği belirtilir" ( HUMK.377/1 ). Görüldüğü üzere çıkartılan davetiyenin tebligat Yasasının 9. maddesindeki hususları ihtiva etmesi yanında Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 213/2 ve 377 maddelerindeki "belli edilen günde mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde tahkikata yoklukta devam edileceği ve hüküm verileceği" meşruhatını da taşıması zorunludur ( Y.H.G.K.'nun 15.03.1995 tarihli 2-860/189 sayılı kararı ).
Davalıya dilekçe tebliğ edilirken bu meşruhat verilmediği gibi, sonradan da bu eksiklik giderilmemiştir. Açıklanan husus savunmayı etkileyen usul yanlışlığıdır. O halde mahkemece yapılacak iş, açıklanan Yasa maddelerine uygun biçimde davalıya tebligat yapmak, gösterdiği takdirde delillerini toplamak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden işin esasının incelenmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyizedildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı iddiasına dayalı boşanma istemine ilişkindir.
Yerel mahkemenin davanın reddine dair kurduğu hüküm, Özel Dairece ( ...Davalıya dava dilekçesinin meşruhat verilmeden tebliğ edildiği, bu eksikliğin daha sonra da giderilmediği vurgulanarak, yeniden usulüne uygun tebligat yapılması, gösterdiği takdirde delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi... ) gereğine işaretle bozulmuştur.
Ne var ki; davalı temyize konu davada kendisine meşruhatsız davetiye çıkarılmasına karşı HUMK.'nun 187/7. maddesi gereğince dava arzuhalinin tanziminde Kanuni noksanlar bulunduğu veya tebliğin usulüne uygun bulunmadığı iddiası ile ilk itirazda bulunmuş değildir. Bu itibarla yerel mahkemeye işin esasına girilerek karar verilmesi ilke bazında doğrudur. Ancak, mahkemenin işin esası ile ilgili hükme ilişkin temyiz itirazları Özel Dairece incelenmemiştir.
O halde dosya, bu konuda gerekli temyiz tetkikatı yapılmak üzere dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı mahkemenin işin esasına girilerek hüküm kurulabileceğine değinen direnmesi yerinde ise de kurulan hükme yöneltilen temyiz itirazının tetkiki yapılmak üzere dosyanın 2. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 27.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy