(506 S. K. m. 79)
Dava: Taraflar arasındaki "hizmet tespiti" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 2. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.12.1995 gün ve E: 1995/474 K. 1995/1305 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 07.03.1996 gün ve E: 1996/1044 K. 1996/1157 sayılı ilamı ile; ( ...506 sayılı kanunun 79/8. maddesi hükmünce, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenilen hizmetin sona erdiği tarihi izleyen yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde açılması gerekir.
Davacının tespitini istediği çalışmaların 1983-1987 yıllan arasında geçtiği, Mahkemeye, 07.12.1994 tarihinde başvurulduğu hizmetin geçtiği yılın sonu olan 1987 yılından, dava tarihine kadar hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiği, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacının ayni işyerinde bu tarihten sonra çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınarak, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usül ve kanuna aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava 1983-1987 tarihleri arasında sigortasız olarak geçen çalışmanın tespiti istemine ilişkin olup, 07.12.1994 tarihinde açılmıştır.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasa'nın 79/8. maddesidir. Anılan maddede "Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak, alacakları ilam ile ispatlayabilmelerine imkan tanınmıştır. Ancak görüleceği üzere çalışmanın tespiti istemiyle, hak arama yönünden yasayla getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü süredir. Sigortalı işçinin sigortasız çalıştığı davalı işyerinde, bilahare sigortalı olarak çalışmaya başlamış ve hak arama süresini geçirdikten sonra da aynı işyerinde çalışmasını sürdürmekte olması, bu sürenin bir kez işlemeye başladıktan sonra hesaplanmasında sonuca etkili değildir.
Somut olayda da hak aranması yönünden yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre geçmiş durumdadır. Bu itibarla, açıklanan nedenlerle davanın reddini öngören Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde, usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy