(743 S. K. m. 908)
Taraflar arasındaki işgal tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.9.1994 gün 156-414 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 6.2.1995 gün ve 877-1176 sayılı ilâmı;
(... Ecrimisile konu edilen ve davalının işgalinde bulunan apartman dairesinde taraflar paydaştırlar, paydaşlar (kural olarak) intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler.
28.3.1994 tarihinde açılan ve 31.7.1993 tarihinden itibaren 8 aylık süre için paya ilişkin ecrimisil istenen davada; davalının, davacıyı söz konusu daireden yararlanmasını engelleyip engellemediği yönü üzerinde durulmamıştır.
Oysa ki; dava şartı niteliği taşındığından, öncelikle ecrimisil istenen sürede, intifadan men koşulunun (kısmen veya tamamen) gerçekleşmiş olup olmadığı hususunun usulünce belirlenmesi gerekir ki, bu koşulun gerçekleştiği iddiası yemin dahil her türlü delille ispatlanabilir.
O halde; belirtildiği üzere, tarafların bu konuda gösterdikleri delillerin incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu cihet düşünülmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, işgal tazminatı istemine ilişkindir.
Tazminata konu taşınmaz, davalının eşi ve davacının babası bulunan müşterek miras bırakan Mehmet Saim T. adına tapuda kayıtlıdır. Bu yerde miras bırakının 31.7.1993 olan ölüm tarihinden itibaren ikinci eşi ve davacının üvey annesi olan davalının yalnız başına oturmakla bulunduğu tartışma konusu değildir. Taşınmaz iki bağımsız bölümün birleştirilmesi ile meydana gelen 290 m2 yüzölçümündeki bir apartman dairesidir. Kural olarak karşı çıkılmadığı sürece hisseli bulunan bir taşınmaz malda hissedarlardan birinin tasarrufuna diğer hissedarların muvafakatının bulunduğu varsayılmak icabeder. Bu nedenle de işgal tazminatı istenebilmesi için, Özel Daire bozma kararında da işaret edildiği üzere davacı hissedarın bu taşınmazda intifadan menedildiğinin kanıtlanması gerekir. Somut olayda, davacı, hisseli taşınmazın tamamı işgalinde bulunduran davalıya çektiği ihtar ile bu yerde davanın müstakilen oturmasına karşı çıkmış, hissesine düşen kira parasını talep etmiştir. Davalı, çekişme konusu taşınmazın yüzölçümü itibariyle evde tek başına oturan kendisi yönünden de çok büyük olduğunu bu nedenle de satılması ya da kendisinin de bu yeri terkle kiraya verilmesi gibi birlikte yararlanmaya ilişkin bir karşı öneri getirmiş değildir. Bağımsız bir apartman dairesi içerisinde iki ailenin birlikte yaşaması yapıda gerekli düzenleme yapılmadan mümkün olamayacağı da aşikardır.
Bu durumda en geç davacı tarafından davalıya çekilen ihtarın tebliğ tarihi itibariyle intifadan men olgusunun gerçekleştiği düşünülüp bu tarih esas alınmak suretiyle davacı yararına usuli dairesinde hesaplanacak işgal tazminatına karar verilmesi icap eder. Bu yön gözetilmeksizin miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren davacı yararına işgal tazminatı verilmesi doğru değildir. O halde Usul ve Yasa'ya uygun olmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy