(743 S. K. m. 583, 627, 628)
Dava: Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29.9.1993 gün ve 1992/5589 E.-1993/653 K. sayılı kararın incelenmesi davalılardan İlker Kalfaoğlu vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 9.6.1994 gün ve 1994/2416-5359 sayılı ilamı;
(..... Davacı murusine ait taşınmaz üzerinde bulunan binanın kendisi tarafından yapıldığının tespitini istemiş ve mahkeme isteği aynen kabul etmiştir.
Bir tespit davasının dinlenebilmesi için öncelikle böyle bir davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunması gerekir; kural olarak eda davasının açılma olanağının bulunduğu durumlarda tespit davasının açılmasında hukuki yararının bulunmadığı kabul edilmektedir.
Olayımızda; taşınmaz üzerinde bulunan binayı babasının sağlığında taşınmazında ortak olmadığı dönemde yapmıştır. Bu nedenle yapı taşınmazın tamamlayıcı parçası olmuştur; davacı bu yapı nedeniyle katlandığı giderleri diğer mirasçılardan vekalet veya vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanarak açacağı bir eda davası ile isteyebilir. Hukuki yarar bir dava şartı olup mahkemece re'sen gözetilir. Taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasının hukuki yarar sorunu tartışılmadan hüküm verilmesi yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresind etemyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 33 parsel taşınmaz üzerindeki evin davacı tarafından inşa edildiği savı ile mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Yerel mahkemenin, davanın kabulüne dair kurduğu hüküm, Özel Dairece; "... Taşınmaz üzerindeki binanın, babanın sağlığında, taşınmazın ortak olmadığı dönemde yapıldığı ve bu yerde davacının yaptığı giderleri diğer mirasçılardan aleyhlerine açacağı eda davası ile isteyebileceği,i o itibarla davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığına... işaretle bozulmuştur.
Gerçekten temyize konu dava, dava konusu taşınmazla ilgili olarak açılıp görülmekte olan Ortaklığın Giderilmesi davasında verilen bilirkişi raporuna istinaden ikame gedilmiştir.
Bilindiği üzere; tespit davası, eda davasının öncüsü olup, kural olarak eda davası ille istenebileceklerin tespit davası ile talep konusu yapılması mümkün değildir.
Bir hukuki ilişkinin tespitine dair olan tespit davasının, dinlenebilmesi için, diğer koşulların yanında, öncelikle tespit isteyenin hukuki yararının bulunması gerekir.
Ortaklığın giderilmesi davası sonucu verilen karar, yenilik doğurucu niteliktedir. Davacı her ne kadar muhdesatı, miras bırakanları olan babalarının sağlığında ve bu yer kayden ona ait iken oluşturmuşsa da murisin ölümünü müteakip taşınmazda hissedar durumuna girmiştir.
Yanlar arasındaki izale'i şuyuu davasının, taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesi şeklinde sonuçlanması halinde, davacının taşınmaz üzerindeki, mülkiyetinin aidiyetinin tespiti yapılmış muhdesat bedelini ayrıca alacağı kuşkusuzdur.
O itibarla, davacının temyize konu tespit davasını açmada hukuki yararının bulunduğu duraksamaya kadar açık bir olgudur.
Bu durumda; yerel mahkemenin temyize konu davayı açmada, davacının hukuki yararının bulunduğuna değinen direnmesi yerindedir. Ne varki işin esası ile ilgili kurulan mahkeme hükmüne yönelik temyiz itirazları dairesince incelenmiş değildir.
Hal böyle olunca dosya, temyiz itirazlarının tetkiki için Özel Dairersine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın temyiz itirazlarının incelenmesi için 4. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy