(818 S. K. m. 60)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 03.11.1994 gün ve 1993/500 E: 1994/579 K: sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 03.07.1995 gün ve 1995/5231-5595 sayılı ilamı ile; ( ...Dava, davacıya ait aracın haksız olarak el konulması sonucu uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Bu niteliği itibariyle eylem haksız fiildir, bu tür eylemlerde uygulanacak zamanaşımı süresi BK.'nun 60. maddesinde ifade edilen genel nitelikteki bir yıllık zamanaşımıdır. Dosyadaki delillere göre, davacıya ait araca 29.08.1992 tarihinde el konulduğu araç sürücüsü hakkında ceza mahkemesinde dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda araçta taşınan emtianın kaçak olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği ceza mahkemesince aracın iadesi için 29.04.1993 tarihinde ilgili makama aracın teslimi için yazı yazıldığı, davacının da aracını 05.05.1993 tarihinde teslim aldığı anlaşılmıştır. Şu durumda zamanaşımının bugünden itibaren başladığı kabul edilmek gerekir. Davacı ek davayla ilgili olan dava dilekçesini 04.05.1994 tarihinde havalesini yaptırdıktan sonra ilgili mahkemeye teslim etmediği, sonradan bu dilekçesinin tevziye girip 11.05.1994 tarihinde harcının yatırılıp kaydının bundan sonra yapıldığını mahkemeden alınan 01.06.1995 günlü tutanak kapsamından anlaşılmıştır. Böylece ek davanın 04.05.1994 tarihinde değil 11.05.1994 tarihinde açılmış olduğunun kabulü gerekir.
Ek davanın açılmasından sonra yasal süre geçtikten sonra davalı yanın zamanaşımı def'inde bulunduğu, ne var ki davacının o anda savunmanın genişletildiği def'ini ileri sürmediği, böylece zamanaşımı def'inin yasal geçerlilik kazandığı sonucuna varılmıştır.
Şu duruma göre yukarıda belirtildiği üzere zamanaşımı süresinin 05.05.1993'de işlemeye başladığı kabul edildiğinde 11.05.1994 tarihinde açılmış bulunan davada zamanaşımının gerçekleştiği kabul edilmek gerekirken, mahkemenin zarara neden olan eylemin niteliğini tavsifde hataya düşerek uzamış "ceza zamanaşımı" zamanaşımını esas almak suretiyle esas hakkında hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.07.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy