(818 S. K. m. 50, 51) (765 S. K. m. 464, 467)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 04.03.1994 gün ve 1992/581 Esas, 1994/150 Karar sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.02.1995 gün ve 1994/9247-1995/1590 sayılı ilamı ile; ( ...Ceza Mahkemesinin kesinleşen hükmüne göre Mehmet TCK. 448-5/1. maddeleri, Mustafa ise TCK. 464/1, 51/1. maddeleri gereğince hükümlendirilmiştir. Mahkemece müteselsil sorumluluğun varlığı kabul edilip bu esasa göre ödetme kararı verilmiştir.
Oysa; yasa hükmü kavgada el uzatılması öldürme ve yaralama eylemine iştirak veya TCK. 65. maddesi anlamında müzaharet olarak benimsememiştir. Bu bakımdan ölümle biten kavgaya el uzatanın ölümden veya yaralamadan doğan zarardan teselsül kuralları uyarınca sorumlu tutulması mümkün olmadığı halde davacıların ölüme dayalı bu isteminden dolayı davalı Mustafa'yı da BK.50 ve 51. maddelerindeki esaslara göre müteselsilen sorumlu tutmaya olanak yoktur. Ancak, TCK. 464/1. maddesi gereğince cezalandırılan Mustafa kendi eyleminden dolayı TCK. 467. maddesi gereğince sorumlu tutulabilirler. Bu konuda da açılmış veya ileri sürülmüş bir talep mevcut olmadığı halde Mustafa'nın da tazminatla müteselsilen sorumlu tutulmuş olması isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık müteselsilen ( zincirleme olarak ) sorumlulukla ilgilidir. Bu durum, BK.nun 141-147 maddelerinde düzenlenmiştir. Yasalarda terim olarak teselsül ya da müteselsil sorumluluk biçiminde yer alan sözcükler, "tam teselsül" anlamındadır. Anılan yolla borçlu olanlar, zararın tamamından sorumludur. Zarar gören ( alacaklı ), dilediği borçluya başvurabilme hakkına sahiptir. Hukukumuzda bu tür sorumluluk, BK.nun 50, 51, 179, 302, 534; TTK.'nun 178, 256, 336, 485/2; MK.'nun 412/2, 582; 506 sayılı Yasanın 26; Basın Kanunu'nun 17; Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 181 ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88 ve 89. maddelerinde olduğu gibi tek tek belirlenmiştir. Zincirlemenin doğal sonucu olarak sorumlulardan birinden icra, ya da dava yoluyla paranın istenmesi; öteki sorumluya karşı zamanaşımını keser ( BK. 134 ).
Davanın yanlarının, taraf olduğu ceza mahkemesinin kesinleşen hükmüne göre, Mehmet TCK. 448-5/1. maddeleri, Mustafa ise TCK. 464/1, 51/1. maddeleri gereğince hükümlendirilmiştir. Mahkemece müteselsil sorumluluğun varlığı kabul edilip bu esasa göre ödetme kararı verilmiştir.
Oysa, yasa hükmü, kavgada el uzatılmasını, öldürme ve yaralama eylemine iştirak veya TCK. 65. maddesi anlamında müzaharet olarak benimsememiştir. Bu bakımdan ölümle biten kavgaya el uzatanın ölümden veya yaralamadan doğan zarardan teselsül kuralları uyarınca sorumlu tutulması mümkün olmadığı halde, davacıların ölüme dayalı bu isteminden dolayı davalı Mustafa'da diğer davalı Mehmet ile birlikte BK. 50 ve 51. maddelerindeki esaslara göre müteselsilen sorumlu tutmaya olanak yoktur. Ancak TCK. 464/1. maddesi gereğince cezalandırılan Mustafa, kendi eyleminden dolayı TCK.'nun 467. maddesi uyarınca sorumlu tutulabilir. Ne var ki bu konuda da açılmış bir dava veya ileri sürülmüş bir talep mevcut değildir. Hal böyle olunca Mustafa'nın da tazminatla müteselsilen sorumlu tutulmuş olması; yukarıdaki ilkelere uygun düşmediğinden doğru değildir.
O nedenlerle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi, usul ve yasaya aykırıdır. Bu bakımdan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 03.07.1996 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy