(2942 S. K. m. 38)
Taraflar arasındaki müdahalenin meni davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İskenderun Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 1.11.1994 gün ve 1993/238 - 1994/818 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 20.3.1995 gün ve 1995/5446 - 6676 sayılı ilâmı:
(
Dava kamulaştırmasız elatılan taşınmaz maldan idarenin müdahalesinin meni istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan araştırma incelemeye göre taşınmaz malın 1972den beri yol olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Zira dinlenilen bütün şahitler taşınmaz malın 1972den beri yol olduğunu ve gerekçelerini de belirtmişlerdir. Tanık İhsan 1972den beri bu mıntıkada oturduğunu yolun bulunduğunu her iki tarafında evlerin yapıldığını söylemiş, tanık M. Sakınmaz ise 1993 yılında arsayı aldığında yolun bulunduğunu söylediği gibi, M. Okçuda 1972den evvel el konulduğu ve yol olarak kullanıldığı açıktır. Belediye vekilinin duruşmada 1974 den beri yol olarak kullanıldığı açıktır. Belediye vekilinin duruşmada 1974 den beri yol olarak kullanılıyordu demesi neticeye müessir değildir. Zira 1974ün ilk ayları alındığı takdirde 20 yıllık süre geçmektedir. Şahitlerin beyanı karşısında davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir
) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık kamulaştırma Kanununun 38. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin başlama tarihinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi uyarınca; kamulaştırma yapılmış, ancak işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırma hiç yapılmamış iken Kamu hizmetine ayrılarak veya Kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmaz malın malik, zilyet veya mirasçılarının bu taşınmaz mal ile ilgili her türlü dava hakkı, yirmi yıl geçmekle düşer. Bu süre taşınmaza el koyma tarihinden başlar.
Açıkça anlaşıldığı üzere hak düşürücü sürenin başlayabilmesi için idarenin eylemi sonucu dava konusu taşınmazın Kamu hizmetine ayrılması veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmesi ve üzerinde tesis yapılması şarttır. Bu husus madde metninde ifade edildikten sonra sürenin el koyma tarihinden başlayacağı da belirtilmek suretiyle idarenin fiili el koymasından önce hak düşürücü sürenin başlamayacağı ayrıca tereddüte yol açmayacak şekilde vurgulanmıştır.
Dava konusu taşınmaz, bölge sakinlerince 1972 yılından itibaren gelip geçilmek suretiyle yol olarak kullanılmakta ise de, davalı belediyenin selefi durumunda bulunan köy muhtarlığının dava konusu taşınmaza her hangi bir şekilde el koyması mevcut olmadığı gibi 1987 yılında kurulan davalı belediyenin el koyması da bu tarihten sonraya rastlamaktadır. Hal böyle olunca idarenin el koyma tarihi ile dava tarihi arasında yirmi yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğinin kabulü gerektiği aşikardır. O itibarla mahkemenin mevcut delilleri değerlendirmek suretiyle davayı kabul etmesi doğrudur.
Bu durumda Usul ve Yasaya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy