(2942 S. K. m. 38)
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 5.12.1991 gün ve 214-310 sayılı kararın incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16.6.1992 gün ve 7342-15418 sayılı ilamı;
(... Mahkemece bozma kararına uyulmuşsa da verilen hüküm dosya içeriğine uygun değildir.
Şöyle ki,
Bozmadan sonra yapılan keşifte dinlenilen bilirkişi ve tanıklar taşınmaz malın 1975'ten itibaren mayınlandığını bildirmişlerse de, bozmadan önce dinlenilen bilirkişi 20 yıldan fazla bir zamandan beri sahanın mayınlı olduğunu belirtmiştir. Kaldı ki, 19.2.1957 tarihinde bu yer için umumi menfaat kararı alınmış olması ve ilk keşifte dinlenilen bilirkişinin yaşı da gözönünde tutulduğunda 20 yıldan daha fazla bir zaman bu yerin davalının işgalinde olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekirken yanlış değerlendirme sonucu kabulüne karar verilmesi, doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu, davacıların müştereken malik bulundukları, 331 parsel sayılı taşınmazın tamamına davalı idare tarafından, bir kamulaştırma işlemine girişilmeksizin, mayın döşenmek suretiyle davacıların bu yeri kullanmalarının olanaksız hale getirildiği tartışmasızdır.
Gerçekten, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun, hak düşürücü süre başlığını taşıyan 38. maddesinde; Kamulaştırma yapılmış, ancak işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırma hiç yapılmamış iken kamu hizmetine ayrılarak veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmaz malın malik, zilyed veya mirasçılarının bu taşınmaz malla ilgili her türlü dava hakkının 20 yıl geçmekle düşeceği... ve bu sürenin Taşınmaz mala el koyma tarihinden başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Davacılar parseline ait 19.2.1964 günlü tapulama tesbit tutanağının, Edinme sütunundan, en geç o tarih itibariyle bu yerin mayınlanmış bulunduğu açıklıkla anlaşılmaktadır.
Temyize konu dava ise 27.1.1989 tarihinde açılmıştır.
Olayda, taşınmaza elkoyma tarihi ile dava tarihi arasında, öngörülen 20 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği duraksanmayacak biçimde açıktır. Bu itibarla, anılan 38. maddeye göndermede bulunularak, hak düşürücü sürenin geçtiği vurgulanmak suretiyle, davanın reddedilmesi gereğine işaret eden Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir.
O halde; usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, yapılan 2. görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy