(1086 S. K. m. 429)
Dava: Taraflar arasındaki "kamulaştırma bedelinin artırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çarşamba Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 09.12.1993 gün ve 1993/35-428 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 09.06.1994 gün ve 1994/9629-11976 sayılı ilamıyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 09.05.1960 gün 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da açıklandığı üzere, bir mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararma uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayacağımız bu durum, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir.
Uzun yıllardan beri Yargıtay uygulamaları ve öğretide benimsenen usuli kazanılmış hak müessesesi, usul hukukunun dayandığı vazgeçilemez ana temellerden biridir. Bu kuralın uygulanmasında iki istisna öngörülmüştür. Bunlar, mahkemece Yargıtay Dairesi bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı bulunan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması, diğeri de 04.02.1959 gün 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere, hükmüne uyulan bozma kararından sonra göreve ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olmasıdır.
Somut olayda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak kurulan 09.12.1993 tarihli ilk hüküm, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 09.06.1994 günlü kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.
Olayda, Daire bozma kararına uyulmakla meydana gelen usuli kazanılmış hakkın sonuç doğurmayacağı ayrık hallerde söz konusu değildir.
Bu itibarla, ilgili taraf lehine doğan usuli kazanılmış hakkın korunması gerekir.
O halde, bu yön göz önüne alınmaksızın mahkemece, hükmüne uyulan bozma dışına çıkılarak uyma kararında rücu ile davanın kabulüne dair önceki karara atıf suretiyle verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmadığından bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme kararının yukarıda gösterilen nedenden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy