(3402 S. K. m. 9, 10, 13)
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şefaatli Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 9.12.1993 gün ve 1993/26-1993/79 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 21.4.1995 gün ve 1993/1321-1995/4544 sayılı ilamı;
(...Kadastro sırasında 140 ada 8 parsel, 141 ada 25 parsel, 142 ada 59 parsel ve 79 parsel, 164 ada 30 parsel, 182 ada 19 parsel ve 29 parsel, 186 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar davalı Hamdi O. adına tesbit edilmiştir. Leyla A., miras yolu ile gelen hakka dayanarak miras payının adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine, taşınmazların davalı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanına ait iken ölümünden sonra tüm mirasçıları tarafından davalıya bağışlandığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine uymamaktadır. Davacı terekedeki payını davalı kardeşine bağışlamadığını, bu amaçla düzenlenen senedin içeriğinin kendisine başka türlü anlatıldığını bildirmiştir. Davalı, aleyhine Asliye Ceza Mahkemesinde dolandırıcılık suçundan açılan davada beraat etmiş ise de, aynı davada görevi ihmal suçundan yargılanan dava konusu bağış senedini onaylayan muhtar İsmail C. mahkum olmuştur. Sanık İsmail ceza davasındaki ifadesinde senedin kendisine sadece davalı Hamdi O. tarafından getirildiğini, diğer mirasçıların senetteki imzaları kendisinin huzurunda atmadıklarını ve senet içeriğini kendilerine okumadığını açıklamıştır. Ceza davasında davacı Leyla A. dinlenmemiş, hazırlık soruşturması sırasında polis tarafından alınan ifadesinin okunmasıyla yetinilmiştir. Ceza davasındaki beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz. Öncelikle senedi onaylayan muhtarın huzurunda bütün mirasçıların bulunmamış olması senedin içeriğinin davacıya muhtar tarafından açıklanmamış bulunması ve davacının savunması karşısında davacının terekedeki payını davalıya bağışlamadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davanın davacının payı ile sınırlı olarak kabulü ile ortak miras bırakana ait taşınmazlar saptanarak ve terekedeki davacı payının belirlenerek davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy