(3402 S. K. m. 29, 30)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eflani Kadastro Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 9.11.1995 gün ve 1995/95-28 sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 1.7.1996 gün ve 1996/2180-6415 sayılı ilamıyla; (... Kadastro sırasında 146 ada 1 parsel sayılı 276,25 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak ve bir kısım payın kime ait olduğu belirlenmediğinden söz edilerek taşınmazda ve korunması gerekli kültür varlığı olduğu da belirtilerek C. T. ile Hazine adına paylı olarak tespit edilmiştir. C.T., Hazine adına tespit edilen paylar hakkında eklemeli zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı C.T. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın tespitinde 18649 payın maliki belirlenemediğinden bu payın Hazine adına tespit edildiği anlaşıldığına, davacı Hazine adına-tespit edilen payları iktisap ettiğini ileri sürerek dava açtığına göre öncelikle tapu kayıtlarına göre açık kalan payların gerçek malikinin belirlenmesi davanın tapu kayıt maliklerine yöneltilmesi, böylece taraf oluşturulması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde davaya bakılması gerekirken bu yön gözardı edilerek hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, hukuksal nitelikçe kadastro tespitine itirazdır.
Yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak kurulan hüküm, Özel Dairece, ... Dava konusu taşınmazın tespitinde, 18649 payın maliki belirlenemediğinden, bu payın Hazine adına tespit edilmiş bulunması nazara alınarak öncelikle tapu kayıtlarına göre açık kalan payların gerçek malikinin belirlenerek bu pay maliklerine dava yöneltilmek suretiyle taraf oluşturularak iddia ve savunma doğrultusunda davaya bakılması gerekeceği... ne değinilerek bozulmuştur.
Tapulama mahkemelerinde husumet ancak tespit malikine veya komisyonca malik kılınanlara yöneltilir, bu yasal kural altında somut olaya bakıldığında açık payların gerçek malikinin belirlenerek bu pay maliklerine davanın yöneltilmesine ilişkin mahkemece doğrudan bir işleme geçilmesine gerek bulunmamaktadır.
Diğer bir anlatımla davada 3402 sayılı Yasanın 29 ve 30'uncu maddelerince doğrudan bir araştırmayı gerektirir bir yön olmadığında kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. O nedenle yerel mahkemenin bu konudaki direnmesi yerinde görülmüştür.
Ne var ki, Özel Dairece uyuşmazlığın esasına dair bir inceleme yapılmadığından dosya Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenler altında yerel mahkemenin direnme kararı yerinde olduğundan işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 7. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 05.03.1997 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy