(1475 S. K. m. 14)
Taraflar arasındaki Kıdem tazminatının geç ödenmesinden kaynaklanan faiz alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Sivas İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 14.11.1995 gün ve 1995/186-313 sayılı kararın incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 21.12.1995 gün ve 1995-37027-36088 sayılı ilamı;
(...1- Kıdem tazminatının davacıya taksitler halinde ödendiği, olan taksidin ödenmesi sırasında davacının geçmiş günler faizinden vazgeçtiğini bildirdiği, davalı idarece düzenlenen ödeme emrindeki kaşe metninden açık ve seçik olarak anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı önce imza attığını daha sonra kendisinin haberi olmadan davalı tarafça ödeme emri üzerine kaşenin basıldığını başka bir anlatımla faiz alacağından vazgeçmediğini iddia etmiş ise de mahkemece dinlenen tanıklar davacının bu iddiasını doğrulamamışlardır. Bu tanıklardan bir tanesi faiz alacağından vazgeçildiğini belirten kaşe metninin verile emri üzerinde basılı olduğunu sonradan davacının serbest iradesi ile imza attığını; diğer tanıkta verile emrinin görevi gereği önüne getirildiğinde davacının imzasının ve kaşeyi ihtiva ettiğini bildirmişlerdir. Bu açıklamalara göre davacının faiz alacağından vazgeçmiş olduğunun kabulü ile isteğin reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile davanın kabulü hatalıdır.
2 - Kabul şekli itibarı ile de fesih tarihi itibarı ile yıllık faizin esas alınarak hesap edilmiş olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Yargıtay'ın yerleşmiş görüşüne göre anılan tarihteki yıllık faiz oranı belirlenip geçmiş günlere göre hesap yapılıp bulunacak rakamın hüküm altına alınması gerekir. Bu yönden mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı bilirkişi raporu da denetime elverişli değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı İdare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy